Genel

21. Yüzyılın Popüler Kültürü: Cafeler

By 23 Kasım 2018 No Comments

Merhabalar, bugün bu yazımda son zamanlarda çokça ilgi gören mekanlardan bahsedeceğim sizlere. Kafelerden bahsediyorum, sabah gidip akşama kadar oturduğumuz, sohbetlerine doyamadığımız o güzel ortamlardan. Peki nedir bizi bu mekanlara böylesine bağlayan şey?

Photo by Kris Atomic on Unsplash

Bu konu son zamanlarda çok dikkatimi çekti ve özellikle bir aydır pekçe farklı yer ve ortam gezerek genel bir deyiş yapmak istedim. Baştan belirteyim ki tamamen benim kendi yorumlarımdır, kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir. Bunlar sadece insan psikolojisi ile bağlantılı olarak yaptığım çıkarımlar. Bence bu olayın özünde insanların insanları tanıması geçiyor. Nasıl mı? İnsanoğlu hep zaaflarla dolu olmuştur. Lakin kapitalist sistem geçmişte son yıllardaki gibi etkilerini göstermediği için kullanıma açık olmamıştır bu zaaflar, ihtiyaç duyulmamıştır. Kapitalist sistem beraberinde insanların zayıf noktalarını da gözeterek onlardan maddi gelir elde etme endeksli bir düşünce sistemini de getirmiştir. Peki bu olay kafelere nasıl işlendi? İnsanoğlunun en büyük zaaflarından birisi de önemli olduğunu hissetmesidir. Bunlar da genelde pahalı saatler, pahalı ayakkabılar, pahalı arabalar, gösterişli evlerle olmuştur. Kafe de bunun başka bir yoludur, daha minimal düzeylerde. Çünkü kafelerde sizin emrinize amade insanlar vardır(!) Kafeler lüks dizayn edilmiştir. Normalde bulunulması zor bir ortamdır. Evlerimizi bu şekilde dizayn etmek hem özgüven hem de ciddi bir maddi kaynak gerektirir. Kafelere dikkatli bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Değerli şamdanlar, garip dekorlar, farklı duvarlar ya da gösterişli şekilde gelmiş bir içecek. Evde bardağınıza koyup içtiğiniz bir kolayı öyle sunarlar ki sizlere tatmin olursunuz. Böyle söylediğim için lütfen beni bağışlayın çünkü söylediklerim yanlış anlaşılmaya çok açık. Aslında bu olay gayet olağan bir şeydir. İnsanoğlunun doğasında vardır. Herkes şımartılmayı sever. Ve bu durum sizin cebinizdeki parayla olursa daha da tatlıdır. Nasıl daha tatlıdır yahu? Cebimizden para çıkıyor!! Hayır. O anki zaaflarımız bize öylesine çevrilir ki, ‘’BEN BU GÖSTERİŞLİ ŞEYİ SATIN ALABİLİYORUM. BU GÜCE SAHİBİM.’’ deriz. Sadece satın aldığımız şeyler de değil olay. Dediğim gibi ortamın lükslüğü bizi oraya bağlar. Bir kafede etrafınıza baktığınızda boş boş oturan insan grupları görebilirsiniz. Hiçbir şey yapmasalar da, hiçbir şey almasalar da, hiçbir şey almasalar da orada otururlar. Çünkü hoş bir müzik, güzel bir ortam, eğlenen insanlar ve boy bos sahibi bir mekan karşılar onları. Yazımın başında insanın insanı tanıdığı için bunların olduğunu söylemiştim. Daha da açık bir şekilde anlatacak olursam, geçmişte insanlar tahta bir tabure ve bir basit masa etrafında -kahvehanelerde- oturur beş yüz bin liraya çaylarını içerlerdi. Şimdi bu banal ‘’kafe’’ sözcüğü bile kullanılmıyor. Yabancı kökenli birkaç kelime daha çekici yapabilir çünkü mekanı. Bkz. Lounge, Bistro, Bar. Artık devir ucuzluk değil, pahalılık devri. Bir insan ‘’Yemek orada çok pahalı bir ara oraya da gidelim.’’ der mi hiç? Nusr-et… Devir reklam devri. Devir aynı malı daha gösterişli ve daha pahalı satma devri.

Peki bugün bu konuya neden değindim? Aslında anlatmak istediğim şey, kafelere gitmeyin demek değildi. Bilinçli ve idealist bir gençlik oluşturmaya çalışıyoruz dernek olarak. Ben de bugün bilinçli olmamız kısmına elimden geldiğince değinmeye çalıştım. Kapitalist sistem günümüzde bizi en çok esir eden sistemlerin başında geliyor. Kafeler de bence son yıllarda büyük yer kaplamaya başladı bu harekette. Biz tatmin duygumuzu biz olduğumuz için yakalayabiliriz. İnsanlar düşünceleriyle vardır, pahalı saatleriyle değil. Saygılarla…

 

MURAT TAMER ERDAL

Leave a Reply