Genel

Dönüşümsel Bağlamda Z Kuşağı

By 30 Ocak 2019 No Comments

“Her kuşağın değerleri, tavırları ve beklentileri, yaşam deneyimlerini şekillendiren sosyoekonomik ortama göre değişiklik gösterir.”

-William Strauss ve Neil Howe

 

Yazıma bu alıntı ile başlamak istedim. Çünkü bir kuşağı anlamak ve yorumlamak için o kuşağın içerisinde bulunduğu çağı ve bağlamı anlamak gerekir. Bu bize daha sağlıklı analizler yapabilme imkanı sağlayacaktır. Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu yazımda Z kuşağını ve içerisinde bulundukları dönüşümsel bağlamı ele alacağım. Öncelikle Z kuşağını tanıyalım. Z kuşağı tam bir tarih ayrımı yapmak pek doğru olmasa da 1995 sonrası doğan kesime denmekte. Bu jenerasyon bilgi çağının gerçek sahibi. Teknolojiyle büyüyen ve yeni gelişmelere kolayca adapte olabilen bir nesil. Hal böyle olunca bu kuşağı içerisinde bulundukları teknoloji çağı ile ele almak gerekecek. Yazımın ilerleyen kısımlarında birtakım araştırma sonuçlarına değineceğim ki bu jenerasyonu gerçekleri ile inceleyelim.

Şu an Z kuşağının en yaşlı üyelerinin (18-22 yaş aralığındaki kesim) bir kısmı iş dünyasında aktif rol almaya başladı bile. Ve sanırım bu yeni dünya üyeleri eski modellerden pek memnun kalmayacak. Beklentiler, kaygılar, istekler, sorunlar çok farklı artık. (Hatta konuyu da çok fazla dağıtmadan şunu belirtmek isterim ki Deloitte’nin raporuna göre bu yıl ilkokula başlayan çocukların %65’i günümüzde var olmayan işlerde çalışacaklar.) Hal böyle iken Z kuşağı, paradigmaların bir nebze olsa yıkılmasına neden olacak gibi görünüyor. Peki nedir bu alışılagelmiş olan ve yerine değişmesi gereken?

Gün geçmiyor ki teknolojide, sanayide ve yapay zekada ilerlemeler olmasın. Peki bu gelişmelerin Z kuşağına etkisi ne olacak? Yukarıda da belirttiğim üzere okula yeni başlayan çocukların yarısından fazlası şu an var olmayan işlerde çalışacaklar diyor bir araştırma şirketi. Şu an var olmayan işlerden kastımız nedir peki? Yapay zekanın hayatımızda daha fazla rol almaya başlaması ile şu an ismini bilmediğimiz bambaşka meslekler oluşacaklar belki de zamanla. Z kuşağı da bu dönüşümün kahramanları olacak bizzat.

Dünya Ekonomik Forumu “İşlerin Geleceği” raporunda 2020 yetkinlikleri içinde daha önceden pek üzerinde durulmayan bazı kavramlardan bahsetti. Bunların en önemlilerinden biri de “bilişsel esneklik” idi. Bu kavram ile bireyin belirli durumlara uyum sağlayabilmesi, bir düşünceden bir başka düşünceye geçme becerisi, ya da değişik problemlere çok yönlü stratejilerle yaklaşma kapasitesi olarak belirtilen bazı uyumsal süreçler ve yetkinlikler öne çıkar oldu. Ancak sorun şu ki bu becerinin öğretilmesi veya geliştirilmesi adına şu an eğitim kurumlarında veya şirketlerde bahsi geçecek düzeyde bir çalışma mevcut değil.

Biraz da yetenek kıtlığına değinelim. Yetenek kıtlığı sorunu da aynı şekilde korkutucu bir hal almaya başlıyor. Manpower araştırmalarına göre dünya ortalamasının %40 olduğu yeteneksizlikte (yani kurumların ihtiyaç duydukları yeteneklere erişim güçlüğü) ülkemiz maalesef dünya beşincisi. Aslında bu sorunun gözle görülür etkileri de mevcut şu an. Özellikle insan kaynakları departmanında bu sorun toplantılara bol bol gündem olmakta diye düşünüyorum.

Bir diğer araştırmadan bahsedecek olursak Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel İnsan Sermayesi raporunda 130 ülkenin insan kaynağına yaptığı yatırım ele alınıyor. Bu raporda insan sermayesi 4 boyutta inceleniyor.

1-) Kapasite (ülkenin formel eğitim yatırımının ele alındığı kısım)

2-) Gelişim (İşgücünün gelişimine yapılan yatırımın ele alındığı kısım)

3-) Uzmanlık (Alan uzmanlığının ele alındığı kısım)

4-) Yayılım (Okulda öğrendiğini iş yaşamına transfer edebilme becerisinin ele alındığı kısım)

 

Ve maalesef Türkiye bu indekste 130 ülke içinde 75. Sırada yer alıyor. Tabi bu pek iç açıcı olmayan araştırma sonuçlarını belirtmektense nerelerde eksikliğimizin olduğunu ve hangi problemleri çözmemiz gerektiğine odaklanmamız lazım. Araştırma sonucunu biraz daha irdeleyecek olursak ülke olarak en zayıf boyutlarımız uzmanlık ve yayılım. Yayılım sorunundan bahsetmek istiyorum biraz. Yukarıda da parantez açtığım üzere okulda öğrendiğini iş yaşamına transfer edebilme becerisi olarak tanımlanıyor bu kavram. Z kuşağı bu noktada biraz sitemkar. Öğrencilik hayatını bitiren bir birey iş dünyasına atıldığı zaman kendisine bahsedildiği üzere bir bağlamla karşılaşamıyor. Ona öğretilenlerin ve lisans eğitimi ise 4 yıl boyunca öğrendiklerinin tam olarak bir karşılığını göremiyor iş dünyasında. Çünkü öğrendiklerini iş dünyasına transfer etmekte güçlük çekiyor. Çünkü verilen teorik eğitim pratik eğitimle paralel değil.

O halde yanlış kalıplar üzere olan paradigmalardan kurtulmanın vakti geldi sanırım. Yepyeni bir öğrenme metodundan bahsetsem mesela. İsmine “tersyüz edilmiş öğrenme” denmiş bu yöntemin. Bu konu hakkında araştırma yaparken gözüme çarpan ve beni “daha iyisi olacak” a ikna eden bir öğrenme metodu. Bu yöntem tam da bahsi geçen kuşağa hitap eden bir yöntem. Bu yöntemi açıklarken kaynak olarak aldığım kitaptan direkt olarak bir alıntı yapmak istiyorum.

 

“Bu çağda “ne” sorusunu sormak yeterli değil. “Neden” sorusuna alışmamız gerekiyor; çünkü milenyum çağı çocukları “ne” değil “neden” sorusunu soruyor. Önceki nesillerin öğrenme hayatında yanıtlaması gereken “ne” sorusunda motivasyon mantıktı. Kitaplar, testler, sunumlar önemli idi. Yeni çağın bağlam bazlı öğrenmesinde ise soru “neden”. Burada motivasyon duygu. Bu sorunun olduğu öğrenme ortamında basılı materyalin yerine topluluk, amaç ve tutku alıyor. İşte tersyüz edilmiş öğrenme (flipped-learning) derken kastımız da tam olarak bu.

TERSYÜZ EDİLMİŞ ÖĞRENME MODELİNDE ÖĞRETMEN ARTIK SAHNEDEKİ BİLGE KİŞİ DEĞİL KENARDAKİ REHBER. Öğretmen dijital teknolojiler aracılığı ile ders notlarını önceden öğrenci ile paylaşır. Öğrenci bu derse notlar üzerinden ön çalışma yaparak, sorularını hazırlayarak gelir. Böylelikle Y ve Z kuşakları için çok önemli olan geribildirime zaman kalır. Öğrencilerin daha çok sorumluluk alacakları bir ortam oluşur. Ve çağın en önemli ihtiyaçlarından olan özyönetimlilik erken dönemlerde egzersiz edilmeye başlar.”

 

Bahsi geçen öğrenme yöntemi gibi daha birçok nokta var tersyüz edilmesi gereken. Eğitimde, iş dünyasında işe yaramayan kalıpları yıkmak ve yerine daha verimli yöntemler kullanmak bir ülkeyi veya bir markayı karşısındakilere nazaran bir adım öne geçirecektir kanımca. (Bu cümlelerimde eski yöntemlerin tamamının yanlış olduğunu kast etmiyorum. Sadece yanlış ve verimsiz olanlar belirlenip yerine yeni yöntemler uygulanabilir.) Çünkü Z kuşağı harikalar yaratacak bir kuşak. Ve bu süreçte yeniliklere ihtiyaçları var.

 

 

Bu yazıda Z kuşağına ve kahramanı olacakları dönüşüme değinmek istedim. Bu dönüşüm daha birçok yönüyle ele alınabilir tabi ki. Ancak önemli gördüğüm birkaç maddeden bahsedebildim sadece. Bir Z kuşağı mensubu olarak ben de bu dönüşümün kahramanı olabilirim umarım.

 

MUSTAFA TUTAL

 

Kullanılan Kaynak : Telgraftan Tablete (Yazar: Evrim Kuran)

Leave a Reply

Mülteci Meselesine Genç Bakış; Sempozyum başvurularımız devam ediyor!Başvur