BlogHomofaber

Faust: İnsanın Arayış Öyküsü

By 8 Nisan 2018 No Comments

Hayatını ilme ve bilime adamış; tıpta, hukukta, fizikte, metafizikte ve ilahiyatta bilgi birikimini zirveye taşımış bir insan olarak Faust, günün birinde öğrendikleri ne olursa olsun kendini tatmin etmediğinin farkına varır. Kendisinin aslında çok cahil olduğunu, esasında hiçbir şey bilmediğini düşünerek ders vermekten vazgeçer. O, bilgiyi her zaman hakikati bulmak için bir araç görmüş; bazen hakikatin bilgi olduğuna hükmetmiş ama sonunda ne hakikatin bütünüyle bilgi olmasının ne de hakikate salt bilgiyle ulaşılmasının mümkün olmadığına hükmetmiştir. Hakikat arayışından vazgeçmeksizin yeni yöntemler, yeni ihtimaller üzerine arayışına devam ederken gökte birtakım görüşmeler yapılır. Tutkulu arayışı sayesinde Tanrının en çok güvendiği ve sevdiği Faust üzerine Mefisto ile Tanrı iddialaşır. Sonucunda Mefisto, Faustu zevk ve eğlenceye düşürmek için elinden geleni yapacaktır. Burada Mefisto şeytan, Faust ise insanı temsil etmektedir.

Din ve Bilim ilişkisi açısından hikâyeye iki farklı yorum getirilebilir:

Birincisi; yeryüzünde işleyen sistemin, insanın karar alma süreçlerinin ve yapılan tüm faaliyetlerin arka planında insan zekâsıyla anlaşılabilecek ve bir şekilde bu işleyişe müdahale edilebilecek bir düzenden bahseden bilim anlayışının aksine şeytanın varlığı, görülmeyen, bilinmeyen bir yerlerde Tanrı ile anlaşmaları ve bu anlaşma neticesinde Dünya üzerinde bir şeylere müdahil oldukları hikâyede işlenmiştir. Böylece görülen, bilindiği varsayılan ve hatta denklemlerle, deneylerle ispatlanan olayların arka planında da fiziğin ötesinde bir iradenin hükmü olduğuna işaret edilir. Ancak bu irade icraatlarını gerçekleştirirken genellikle insan aklı ve mantığıyla kavranabilecek bilimleri kullanır. O irade, bunları da insanın öğrenmesini, bilmesini ve bu bilgisiyle kendisinin ne kadar yüce olduğunu anlamasını ister.

İkincisi; hakikat arayışı içinde dünyanın tüm ilimlerini elde etmiş olmasına rağmen tatmin olamamış Faust’un, bilimin de ötesinde bir şeye ihtiyacı vardır. Hakikati bulamamış olsa bile Tanrı’nın bu arayışından memnun olması, aslında arayış yönteminin değil arayış arzusunun ve çalışmasının var olmasının doğru olduğunu gösterir.

Hikayenin devamında Mefisto, Faust ile anlaşır. Anlaşma doğrultusunda Faust ‘ Zaman çok güzelsin, Dur! Geçme’ diyebileceği bir zevki tattırması şartı ile Mefistonun emrindedir. Çeşitli zevkleri tatmasına rağmen asla tatmin olmayan Faust, en son kendi kararıyla bir bataklığı bayındır hale getirdiğinde zamana ‘Dur! Geçme’ demiştir. Yani kendisini faaliyette bulmuştur. Uzun bir yaşam serüveninin sonunda tecrübe edilen bilgi aslında şudur; insan için eylemde olmak, hakikat arayışının en tatmin edici yöntemidir.

Goethe hayatının büyük bir bölümünü bu kitaba ayırmakla kendi hakikat arayışını resmetmiş, sonunda da Tanrının insandan memnun olduğu onu (Tanrıyı) arayış çabasının, insanı dünyada gerçek mutluluğa ulaştıracağını, şeytanın insana sunduğu zevklerin geçici, bittikten sonra pişmanlığa ve üzüntüye sebep olduğunu göstermiştir. Din ve bilim ekseninde kitap; bütünüyle bilimin, dinin bir aracı olduğunu ve insanın hakikat arayışı için bir yöntem olabileceğini işaret etmiştir.

Halil ATAK

Leave a Reply