Genel

Gözler

By 11 Aralık 2018 No Comments

Karanlık.

Başım dönüyor. Gözlerim; yüzümün ortasına yakın bir yerde. Dokunuyorum. İki çukur.

İki nasıl bir şey acaba? Ya da dur! Çukur neye denir? Ama karanlık hangi renk?

Bana sorarsan beyaz. Gerçi ben beyaz ne onu da bilmiyorum ki! Bak, biz en iyisi n’apalım biliyor musun? Ben yürüyeyim sen beni izle. Off! İzlemek nasıl yapılır ki? Bana kendimi anlat diyecektim de. Neyse! Ben en iyisi uyuyayım. Sabah düzelir nasıl olsa değil mi? Hadi iyi geceler iki gözüm. Bugünkü mesaimiz bitti. Üzerini sıkı ört, gece üşüme.

  1. ayın 43’ü. Sanrıları giderek artıyor. Artık her gece sayıklıyor. İki kutusu var yatağının baş ucunda. Sağ taraftaki “sabah” sol taraftaki “akşam”.

Her gece aynı şeyleri tekrar ediyor: Aynanın karşısına geçiyor. İki eliyle göz çukurlarını okşuyor, onlara sorular soruyor. Kendisi cevaplıyor. Evet, kendisi cevaplıyor. Tam 47 kez tekrarlıyor. Bir sabah bir akşam. Sonra yoruluyor. Sağ göz kapağından bir tutam sol göz kapağından da bir tutam alıp kutulara koyuyor. Ardından uyuyor, uyumayı susmak sanıyor.

Hava mis. Güneş yakamoz gibi vuruyor insanın elmacık kemiklerine. Her zaman gittiğimiz sahildeki bankta oturuyoruz. Hafif bir dalga eşliğinde rüzgarın melodisi kulağımıza değiyor. Sıra sıra, çeşit çeşit maskeler geçiyor önümüzden. Her ayak sesinde kafasını o yöne çeviriyor. Ellerini yüzünün hissettiği sıcaklığa doğru kaldırıyor. Sormasını bekliyorum. Sormuyor. Sadece mırıldanıyor. Mavi, yeşil, sarı, güneş, ay, sabah, akşam, insan. Duraksıyor. İnsan. Ayağa kalkıyor. Telaşlanıyorum, kolunu tutmaya yeltenirken bana dönüyor.

İnsan dolu bir yerdeyiz. Yüzümde sıcaklık var. Güneş vuruyor. Merak etme soru yok!

Ayağa kalkıp ona dönüyorum. Sağ ve sol kolumu aynı anda göğe paralel uzatıyorum. Hissediyorum ne yaptığımı anlamaya çalışıyor. İnsan, diyorum ona. Gelip geçiyorlar. Sıra sıra. Çeşit çeşit.

1 haftadır sayıklamıyor ve sormuyor. Ama şimdi karşımda bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Anlamıyorum. Soru sorma sırasını ben devralıyorum: ‘Eee, n’olmuş gelip geçiyorlarsa?’ diyorum. ‘Ben de bundan bahsediyorum işte!’ diyor.

Hepimiz bir göz yanılması değil miyiz? Büyüdükçe küçülen, yakınlaştıkça uzaklaşan. Kalabalıklaştıkça yalnızlaşan. Ben bunu duyuyorum.

Susuyoruz. Kafasını yukarı kaldırıp gülüyor, gülüyorum.

Alarmın harmonisiyle irkiliyorum. Olamaz! Gün çoktan aymış. Günlük rutinime her zamanki gibi geç kaldım. Yatağımdan tüm hızımla kurtuluyorum. Penceremi çarpıp çıkıyorum.

SON.

 

 

YAZAR: İREMNUR SOYLU

Leave a Reply