Genel

İdeal Bir Gençliği Sanatla İnşa Etmek

By 15 Nisan 2019 No Comments

 

BİGENÇ olarak gerçekleştirdiğimiz projelerde, yaptığımız etkinliklerde, yazdığımız yazılarda; kısacası her üretimimizde ideal bir gençlik inşa etme hedefiyle çalışıyoruz. Genç bireylerin özellikle sosyal becerileri üzerinden geliştirecekleri kişilikleri keyif ve başarıyla dolu bir hayata sahip olmalarını sağlayacaktır. Ancak bir gencin inşa edeceği şahsiyet ve yaşayacağı hayatın en önemli dinamiğinin başarılı olma gayretinden önce özgün olmak olduğuna inanıyorum. Özgün olmayı da herkesten farklı olmak değil; kişisel arzu, karakter ve hayat hikâyesine uygun yaşamak ve davranmak olarak tanımlıyorum. Toplumda her birimizin bambaşka hayalleri, karakteristik özellikleri ve düşünceleri olduğuna göre başarılı bir hayat yaşamaktan önce kendimiz, yaşamak istediğimiz hayatı elde etmemiz gerek.

 

Evet, söylemesi ya da yazması oldukça kolay olsa da uygulaması, yaşaması o kadar kolay değil özgünlüğün. Her türlü sosyo-ekonomik ve toplumsal düzen tarafından aynı olmaya itildiğimiz, aynı hayal ve hayatlara sahip olmaya zorlandığımız, mümkün oldukça “arıza” ya da farklı ses çıkarmayan kişiliklere sahip olmamızın beklendiği bir dünyada tamamen özgün olmanın ancak yazması ya da söylemesi kolay olabilir.

Photo by Digital Buggu from Pexels

 

İşin diğer bir gerçeği de var. Her gün istemediğimiz hayatı yaşamamak, istemediğimiz mesleği yapmamak, üretmek istediğimiz gibi üreteceğimiz bir hayata sahip olmak istiyorsak zaten kolay olana değil zor olana talip olmamız gerekir. Asıl başarısızlık, keyif ve özgünlükten uzak bir hayatı yaşamaktır. Ve böyle bir hayat, mazereti kabul etmez.

 

Özgün olmak her şeyin özü. Ancak burada bir soru var: Nasıl özgün olabiliriz? Özgün olmak için, kendimizi keşfetmemiz gerekli. Peki, kendimizi nasıl keşfedeceğiz? Her gün milyonların izlediği içi boş eğlence videoları izleyerek, ya da sanki dünyayı kurtarmanın tek yolu olan siyasetle saatlerce haşır neşir olarak kendimizi keşfedemeyiz. Kendini keşfetmenin en önemli yolu yaratıcılığı ortaya koyarak üretmektir. Bu cümlenin anlamını da içeren bir dünya biliyorum: Sanat!

 

İdeal gençliği çok başarılı, zengin ya da kabul gören bireylerle değil yaratıcı, üreten, sorgulayan en önemlisi vicdanlı bireylerle inşa edebiliriz. Sanat ise böyle bir gençliğin oluşmasında genç bireyler için eşsiz bir dünyadır. Çünkü sanat; vicdanı, estetik kaygısı, farklı bakış açısı olan özgün insanlar yetiştirir. Sanat, hisseden ve hissiyatını ifade etmek isteyenlerin dünyasıdır.

 

Bireysel, toplumsal ve ülkesel kalkınmanın yolu vizyonu geniş, sınırlarının ötesini gören bireylere yetiştirmekten geçer. Ancak sınırların ötesini görebilenler, sınırları reddedenler sınırları aşabilir. Sanat, doğası gereği sınır kabul etmediği için vizyoner, geniş bakış açısına sahip ve gelişimin önündeki sınırları kabul etmeyen gençlik için olmazsa olmaz bir ifade ve öğrenme yoludur. Sorgulayan, yaratıcı, özgün ve vizyoner bireylerin dünyasıdır sanat.

Photo by Emily Morter on Unsplash

 

Yalnızca ülkemizde değil, dünyanın çoğu ülkesinde maalesef ortak bir gerçek var. Sanat ne eğitimciler, ne ebeveynler ne de gençler tarafından yeterince önemli görülmüyor. Rekabet, başarı ve hırsa dayalı gerçek hayat(!) için gerekenin sanat değil, daha çok kazanmak ve daha çok tüketmek olduğu görüşü her insanın içine işlemiş. Materyalizmin merkezinde yer aldığı bu düzenin dizayn ettiği toplumlarda yenilmeyen, harcanmayan ve tüketilmeyen üretimlerin önemsiz olması şaşılacak bir durum değil elbette. Fakat toplumun her kesimince idrak etmemiz gereken bir gerçek var: maddi ve manevi her gelişimin temelinde farklı ve özgün olanı ifade eden şahsiyetler, bu ifadeyi mümkün kılan platformlar yatıyor.

Daha çok tüketmeye, daha çok kazanmaya değil; birbirimizi daha iyi anlamaya ve birbirimize deva olmaya ihtiyacımız var. İnsan odaklı tasarımın bugün sanat ve tasarım dünyasını aşıp iş dünyası ve endüstrinin gözde bir başlığı haline gelmesinin bir sebebi de bu ihtiyacın giderek daha çok hissedilmesi. İnsana dokunmayan, insanı anlamayan hiçbir ürün, kurum ve düzenin uzun vadede yaşamını sürdürmesi artık mümkün değil.

 

Her birimizin sanatçı olmasına gerek yok; sanata değer vermemiz, sanattan beslenmemiz de yeter. Çünkü hisseden, hissettiren, ifade eden, deva olan ve sınırları aşan ideal bir gençliğin sanattan uzak yetişmesi mümkün değil.

 

Sanatsız kalmayın.

 

YAZAR: Batıhan Dizdaroğlu

 

batihandizdaroglu.com

Leave a Reply