Genel

İnsan Kaynaklı Evrimin Z Kuşağına Etkisi

By 22 Ocak 2019 No Comments

Dünya, Z kuşağı misafirlerini insan kaynaklı evrimin doruk noktalarında ağırlamaktadır.

Peki ama nedir bu insan  kaynaklı evrim ve Z kuşağı dediğimiz sınırlamasında sağlıklı bilgiler bulunmayan kısaca günümüz gençliği diyebileceğimiz bu bireyleri ne şekilde etkilemektedir? Nasıl bir dünyaya merhaba demekteler?

İnsan hayatının neredeyse her yönü değişti.Eskiden bulunduğu çevreye
uyum sağlamaya çalışan insanoğlu şimdilerde bulunduğu çevreyi kendi isteğine göre yeniden şekillendirmektedir.
Kırdan kente göç ettik;mikroptan arıtılmış bir çevrede yaşıyor; çok farklı şekerler,
yağlar ve koruyucu maddeler tüketiyor;yeni insan yapımı uyaranlara maruz kalıyor; çok fazla ilaç ve kimyasal alıyor;hareketsiz kalıyor ve kapalı
alanda yaşıyoruz.Esasında bu kadar fazla dönüşüm düşünüldüğünde tüm bunların sonucunda vücutlarımızın ve beyinlerimizin değişmemesi şaşırtıcı olurdu.
Geçtiğimiz birkaç yüzyılda olduğu gibi yapay seçilimi arttırmak için bilinçli seçimler yaparak ve çoğalarak yakın çevremizi değiştirmek bir şey;gen kodunu tasarlamak ve özel arzularımızı karşılamak üzere yeniden yazmak bambaşka bir şey.
Yaşayan canlıların gen koduna belirli bir amaç için,daha sonra gelecek nesillere aktarılacak şekilde bilinçli ve doğrudan yeni talimatlar vermek evrimi rastlantısal ve yavaş bir gayretten
hızlı,insan kaynaklı bir sürece dönüştürdü.Bu hayatı ve gelecek nesilleri değiştiren 
bir eylemdir.Rastlantısal olmayan mutasyonlarla,vücutlarımızın ve bebeklerimizin kişiye özel tasarımına doğru yol alıyoruz ve beyinlerimizle de oynamaya başlıyoruz.
Bahsettiğimiz değişimlere birkaç örnek verelim.

İlk ve en güzel anılarınızı düşünün..Belki de bazıları yemekle ilgili.Çay kaynıyor,çay bardaklarına atılan kaşıkların çıkardığı ahenkli ses,bir kış günü evinizde buluşan akrabalarınız ,anneniz en sevdiğiniz yemekleri hazırlamış sizin gözünüz tatlılarda..Büyüklerin konuşmalarını duyabilmek ve anlayabilmek
için kapı aralarından,mutfaktan onları dinlemeye çalışıyorsunuz ..Çok şeye kulak misafiri oldunuz ve çok şey öğrendiniz.Ama hiç anneannenizin babaannenize,dedenize herhangi bir yiyeceğe alerjisi olup olmadığını sorduğunu hatırlıyor musunuz?
Cevabınız büyük bir ihtimalle “Hayır.” olacaktır.
2013 yılındaki bir rapora göre çocuklarda besin alerjisi geçtiğimiz on yılda %3.4’ten %5.1’e çıkarak %50 oranında artış gösterdi.
Garip olan besin alerjilerinin %90’ı binlerce yıldır tükettiğimiz sıradan 7 yiyecekten kaynaklanıyor:Süt,yumurta,çerezler,balık,kabuklu deniz ürünleri,soya ve buğday.
Yetişkinlerde görülen çerez alerji vakaları 1997’den 2008’e kadar değişmeden kaldı.Ama 18’in altındaki gençlerde alerjik reaksiyonlar,nüfusun %0.6’sından %2.1’ine çıkarak 3.5 kat artış gösterdi. Çocukların asırlardır çevremizde olan yiyeceklere karşı bir iki nesil içinde hassasiyet kazanması üzerine pek çok bilim
insanı kafa patlatmakta ve oluşturulan hipotezlerden biri-benim en çok dikkatimi çeken- “hijyen hipotezi”.

Kısaca özetlemek gerekirse hijyen hipotezi binlerce yıl boyunca yerden çiğ et yemekle başa çıkmak üzere kendini geliştiren bağışıklık sistemimizin artık fazla temizlenmiş, ovalanmış, sterilize edilmiş ve bakterilerden arındırılmış çevrelerde saldıracak
pek bir şeyinin olmamasından dolayı en küçük endişeye karşı daha hassas hale gelmemizden bahsetmektedir.Hayatımızı daha temiz,daha güvenli ve daha iyi hale getiren değişikliklerin bir kısmı beraberinde istenmeyen değişiklikler doğurdu.Bu sebeple daima hapşırıyor,kaşınıyor ve hırıldıyoruz.Neyse ki doğal olmayan,etkili başka bir çözüme kavuşuyoruz:Zyrtec,Claritin,Benadryl ve diğer muhtelif antihistaminikler.Alerjiler,simbiyotik mikroplarımızın bir kısmını temizlememizden kaynaklanıyor.

 

Vücudumuzda insan hücrelerinin 10 katından daha fazla mikrop vardır.Bilim,vücudumuzda yaşayan birkaç kilo mikrobun günlük hayatımızı nasıl etkilediğini henüz anlamaya başlıyor. Bu mikrobiyal topluluğun oluşması doğumla başlar. Normal doğum,önce bebeği kolonize eden ve gelişip sindirmesine yarayan ilk ve kritik temel mikroorganizmaların çoğunu beraberinde getirir.Doğum yöntemlerimizi değiştirdikçe en temel kimliğimizi de değiştiriyoruz. Sezeryanle doğan bebeklerin mide mikrobiyomları daha az çeşitlidir ve normalde deride yaşayan birçok bakteri içerir. Sezeryenle doğan bebeklerin normal doğumla gelen bebeklerle aynı çeşitlilikte ve yoğunlukta mikroflora geliştirmeleri
bir yıl alır.Ve o zaman bile farklılıklar devam eder.Mikrobiyatası yeterli düzeyde oluşmayan bebekleri ileri yaşlarda bekleyen pek çok hastalıktan bahsedilmiştir. Fetal dönemden itibaren alerjik hastalıklar, atopik dermatit, astım gözlenebilir.İleri ki yaşlarda mikrobiyata değişimi besinlerden daha fazla enerji toplayarak obeziteye ve insülin direncine ve adipozite de artışa yol açar. Tip 2 diabetes mellitus, karaciğerde lipid ve kolesterol metabolizması bozulur. Bağırsakta kronik irritatif hastalıklar, çöliak hastalığı, düzensiz ishal ve kabızlık hastalıkları,bağırsak kanseri gözlenmektedir. Mikrobiyata sadece
metabolik hastalıklar için değil, psikolojik hastalıkların temelinin atılmasında önemli bir role sahiptir.

Evet,bir kuşağı anlamak demek bir dönemi anlamak demektir.Blog içindeki diğer yazılara göz atarsanız arkadaşlarımız birbirinden değerli yazılarda sizlere Z kuşağının özelliklerinden,tanımlarından,iş hayatındaki süreçlerinden bahsetti.Bense Z kuşağının
içine doğduğu,geliştiği ve eklemeler yaptığı dünyamızı anlatmak istedim.Yaşam formlarının şifresini çözme,şifreleme ve tasarlama
yetimizle gelen güçler ve ortaya çıkan sorunlar farklı meslek gruplarının doğuşuna sebep olacaktır.Bu dünyanın içine doğan
Z kuşağı şüphesiz ki bu meslek gruplarının bünyesinde çalışacak hatta kurucuları olacaktır.Nitekim o günler uzak değildir. 
Kendi belirli arzularımıza göre bakterileri,bitkileri,hayvanları ve kendimizi evirmeye devam edeceğiz.Bu yüzden şimdi şu soruyu sorma zamanı: Kendimizi kendi evrimimizle ve diğer türlerin evrimiyle görevlendirdiğimize göre, bu olağanüstü güçle ne yapmayı 
seçeceğiz?

 

YAZAR: DİLARA PEK

Kaynakça
Kendi Evrimimizi Yönetmek: Yapay Secilim ve Rastlantisal Olmayan Mutasyon Yeryüzündeki Yasami Nasil Degistiriyor, Juan Enrique

http://dogaldogumankara.com/makaleler/blog/dogumda-mikrobiata-

Leave a Reply

Mülteci Meselesine Genç Bakış; Sempozyum başvurularımız devam ediyor!Başvur