Blog

The Good Kitchen : Bir Design-Thinking Hikayesi

By 23 Ağustos 2018 No Comments

Design-thinking’ e ilgi duyan ve bu alana yönelik eğitim alan insanların birçoğu Good Kitchen hikayesini duymuştur. İnsanı odağına alan ve yoğun bir empati sürecine dayanan tasarım odaklı düşünce(design-thinking) tekniği ile sorunlar artık bambaşka bir şekilde çözüme kavuşturulabiliyor. Temelde iyi bir deneyim sunmak, sorunları yaratıcı çözümlere kavuşturmak üzerine dayalı bu tekniği öğrenmek sizde bambaşka ufuklar açacaktır.

Yalnızca kuru sözlerden ibaret bir tavsiyenin yeterli olmadığını düşünüyorsanız, gelin hep birlikte Design-thinking’ in neleri çözebildiğine bakalım.

The Good Kitchen

The Good- Kitchen, Danimarka’ nın devletten sosyal yardım alan emeklilerinin yetersiz beslenme sorununun nasıl çözüldüğünün hikayesi.

Dünya’nın sosyal haklar bakımından en gelişmiş ülkelerinden olan Danimarka’ da devletten yemek vb. sosyal destek alan 125.000′ in üzerinde emekli bulunuyor. Nüfusun yaş ortalaması sürekli artan ülkede bu desteği alan yaşlıların sayısının dramatik biçimde arttığı da biliniyor. Yaş, hastalık ve diğer sorunlardan ötürü öğün yemek desteğine ihtiyacı bulunan bu kitlenin beslenme konusunda ciddi bir sorunu bulunuyordu: Yetersiz beslenme.
Devlet, söz konusu emekli insanlara her gün miktar olarak yeterli yemeği sunsa da bu sorun git gide büyüyordu. Bu kitlenin % 60′ lık bir kısmı yetersiz beslenme sorununa sahipti.

 

 

Devlet ve öncelikli olarak Hostelbro Belediyesi bu soruna çözüm bulmak istedi. Sorunun çözülmesi için gerekli çözümün menüyü değiştirmek olduğu düşüncesi mevcuttu. Kısa bir süre sonra bu fikrin işe yaramayacağını anlaşılarak daha profesyonel bir çalışma başlatmaya karar verildi. Sonunda bir dizayn şirketi olan Hatch& Bloom şirketi ile anlaşmaya varıldı.

Hatch& Bloom sorunu çözmek için kullanıcıyı merkeze alan design-thinking yöntemiyle sorunu ele almaya başladı. Bu yöntem, sorunun çok daha kapsamlı incelenmesini gerektiriyordu. Yani çözüm yalnızca menünün değiştirilmesi olamazdı. Şirket, bu sorunu çözmek için bir proje ekibi kurdu.

 

1-) Etnografik Gözlem

Proje ekibi, öncelikle yemeklerin teslimatını yapan görevlilerle birlikte emekli insanların evlerine gitmeyi talep etti. Yemeklerin teslimatıyla birlikte ekip, yaşlıların tüm bu yemek deneyimini de gözlemlemiş oldu.

Yemeğin tüketicisi olan emekli insanları daha iyi anlamaları gerekiyordu. Bu sebeple onların bu deneyimde nasıl hissettiklerine odaklanmaya karar verdiler. Bu jenerasyondaki emekli insanlar, devletten böyle bir destek aldıkları için kötü hissediyorlardı ve ne yiyecekleri üzerinde bir seçim hakkına sahip olmamaları da onlar için çok kötü bir duyguydu; bu da beraberinde sosyal dışlanmışlığı getiriyordu. Sonuç olarak 3 ay boyunca tek bir menü bu insanlara hitap edemiyordu.

 

 

Onlarla yapılan anketlere ek olarak davranışlarını da inceleme imkanı bulan ekip sorunun daha da derinlerde bir yerde farklı bir köke sahip olduğunu fark etti. Bu sebeple ekip, projenin kapsamını genişletti: Yemekleri hazırlayanları anlamak!

 

2-)Yemekleri Hazırlayan Ekibi Anlamak!

Proje ekibi, emekli insanlarla geçirdikleri süreçte yemeklerin yeterli kalitede olmadığını ve bu insanlara yeteri kadar hitap etmediğini gözlemledi. Bu yüzden odaklarını yemeği hazırlayanlara kaydırdı.

Yemeklerin hazırlandığı yeri ziyaret etmek ve aşçılarla konuşmakla devam eden süreç ilginç bir gerçeği açığa çıkardı: Sorunun önemli bir bölümü buradaydı.

Aşçı ekiple yapılan görüşmeler ve onların gözlemlenmesiyle mutfaktaki sorun keşfedildi: Aşçı ekip, yemek konusunda beceriksiz değildi. Aksine birçoğu bu konuda profesyonel derecede iyiydi. Sorun,bu ekibin hissettiklerindeydi. Ekibin söylediğine göre tüm bu yemek hazırlama sürecinde aşçıların kendilerinden kattıkları ve yaratıcılıklarını ortaya koydukları tek bir şey dahi yoktu. 3 ay boyunca tek bir menüyü robot gibi hazırlamaktan hiç memnun değillerdi. Diğer bir husus, sosyal hizmetlerde çalışmak Danimarka’da prestijli bir iş değildi ve bu durum da onları rahatsız ediyordu.

 

 

Kendi yeteneklerini ve özgünlüklerini konuşturamadıkları, sosyal itibarı olmayan bir işte çalışmak onlar için moral bozucu ve anlamsızdı.

Anlamsız ve gönülsüz bir ortamdan da yeterince iyi yemekler çıkmıyordu.

Tüm bu süreç, hem emekliler hem de mutfak çalışanları için tatmin edici değildi.

 

Çözüm

Proje ekibi çift köklü ve çok daha derinlikli bir sorunla karşı karşıya olduklarını anlamıştı. Etnografik gözlem, mülakat, ortak beyin fırtınası süreçleriyle uzun bir süreyi sadece sorunu tespit etmek ve soruna maruz kalanları anlamak için harcamışlardı. Ancak çözüm de burada gizliydi.

Ekip, çift kökü olan soruna çift kollu çözüm getirdi: Emeklilere ve çalışanlara yepyeni birer deneyim sunmak!

Emeklilerin yemek konusundaki seçeneksizliğine karşın ekip sürekli değişen menüler ve menü içindeki her gıdanın ayrı ayrı paketlenmesi çözümünü geliştirdi. Bu sayede her emekli kendi menüsünde ne olması gerektiğine kısmen karar verebiliyordu. Ayrıca yemeklerin kalitesi ve yemeklere gösterilen özen de oldukça artmıştı. Artık yemekler bir restoran yemeğinden farksızdı. Yemeklerin içindekiler kısmı da daha ilgi çekici bir şekilde yazılmış, bu sayede emeklilerin yemeğe olan ilgisinde artma olmuştu.

 

 

Öte yandan proje ekibi mutfak ekibinin tekdüze bir iş deneyimi sorununa da kapsamlı bir çözüm getirdi. İlk adım olarak mutfağa profesyonel bir şef alındı, mutfağın kalite duruşu değiştirildi. Mutfak ekibine dahil olan şef sayesinde ekibin eski aşçıları da yaratıcılıklarını konuşturabilecekleri bir düzene kavuştular. Bu değişimi mutfak giysilerinin daha kaliteli ve hoş görünen giysilerle değiştirilmesi takip etti. Artık, mutfak çalışanları yaptıkları işi daha prestijli görüyorlar, daha özgür bir ortamda çalışıyorlardı. Tüm bu adımlar sayesinde mutfak ekibindeki aşçılar kendilerini birer şef gibi hissediyorlardı ve bu durum da doğal olarak onların motivasyonunu ve performansını arttırıyordu.

 

Sonuç

Proje ekibi, soruna düz bir bakış açısıyla yaklaşmak yerine sorunu tasarımcı düşünceyle irdeledi. Bu sayede yalnızca menüyü düzeltme fikri yerine hem çalışanların hem de emeklilerin daha tatminkar bir deneyim yaşaması fikrine odaklandı. Sorunu çok boyutlu ele almak, çok boyutlu bir çözümü de beraberinde getirdi.

Bu hikaye nasıl mı sonlandı?

Sosyal destek alan emeklilerin yetersiz beslenme sorunu neredeyse ortadan kalktı. Good Kitchen çalışanları da artık işlerine bambaşka bir motivasyonda sımsıkı sarılmaya başladı. The Good Kitchen ve Hatch& Bloom, bu hikayeyi Danimarka’ da birden çok tasarım ödülüyle taçlandırdı.

 

Tasarım odaklı düşüncenin gücü adına!

Leave a Reply