Genel

Yerçekimsiz Ortamın Etkileri

By 12 Kasım 2018 No Comments

İnsanın kendini ve etrafını anlamlandırma süreci başını yukarı kaldırması ile başlamıştır. Büyüleyici olduğu kadar ürpertici,ürpertici olduğu kadar büyüleyici olan bu sonsuzluk her daim anlamlandırılmak için bekliyor olmuştur.

Einstein uzay hakkında şöyle demiştir:

“Uzay insanoğlu için çok karmaşıktır. Uzayda insan kocaman bir kütüphanedeki minicik bir çocuğa benzer, çocuk ordaki kitapların yazıldığı binbir çeşit dili anlamaz, nasıl yazıldığını da anlamaz, dikkatini çeken şey o kitapların karmaşık dizilişindeki ahenk.”

Her zaman hayranlıkla beraber anlaşılmaya çalışılan bu ahenk için artık günümüzde pek çok araştırmalar ve ziyaretler yapılmıştır.

Fiziki olarak yerden 10 km yukarıda metal bir tüp içerisinde yolculuk yapmanın bile beynimizi,ruh halimizi ve duyularımızı etkilediğini hatta bazı insanlarda kaşınmaya bile sebep olduğunu biliyoruz. Basit ve günümüz dünyasında vazgeçilmezlerimiz arasına giren uçak yolculuğunun insan bedenine etkisi bu şekildeyken Dünya’ya en yakın uzaklığı 392 kilometre olan Uluslararası Uzay İstasyonundaki astronotların vücutlarında ne gibi değişimler olmaktadır?

İnsan vücudunun adaptasyon gücünün muazzamlığına burada da şahit oluyoruz.Geçiş süreçlerinde büyük problemler yaşansa dahi uzayda ya da dünyada bir müddet vakit geçiren astronotların vücutları bulundukları ortama uyum sağlayabiliyor ve büyük çoğunlukla eski haline dönüyor.

Peki ama astronotlar bu geçiş süreçlerinde nasıl problemlere katlanmak zorunda kalıyorlar?

Uzayda olmak kafa üstünde durmaya benzer bir his yaratır.Yani yerçekiminin olmaması  vücut sıvılarının yukarı doğru gitmesine sebep olmaktadır.Bunun sonucu olarak yüzde şişkinlikler, yüksek tansiyon, görmede sorunlara neden olabilir.Yerçekimi organların sağlığı bakımından çok önemlidir.Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde 7-10 gün içerisinde bazı kasalarda üçte bir oranında erime gözlenmiştir.Uzay araçlarındaki sınırlı hareket alanı ve uygun basıncın olmamasından dolayı hayvanlar üzerindeki etki gibi  kemik ve kasların sürekli zayıfladığı gözlenmiştir.Kemikler aşırı kalsiyum kaybeder ve bu da kemikleri daha güçsüz hale getirip kırılganlıklarını arttırır. Bu zayıflama süreci yavaştır ve Uluslararası Uzay İstasyonunda astronotların uymakla yükümlü oldukları kişisel egzersiz programları vardır. Fakat uzun süreli uzay yolculuklarında daha fazla önlem almak gerekmektedir.Kemik erimesi hastalığına ilaç bulunursa bu problemin üstesinden gelineceğine inanıyorum.

Fotoğraf: NASA on Unsplash

Problem teşkil eder mi bilinmez ama astronotlar uzaya çıktıkları zaman boyları uzar.Öyle büyük farklardan bahsetmiyoruz tabiki. Omurgamızda bulunan kemikler arasındaki diskler Dünyanın çekim etkisi nedeniyle sürekli bir baskıya uğramaktadır. Uzayda ise bu diskler üzerinde böyle bir baskı olmayacağından dolayı diskler genişler ve sonuç itibariyle omurganın uzayıp astronotun boyunun uzamasına neden olur.

Doğal vücut saati olmadığından,depresyon ve uyku bozuklukları ortaya çıkar.Çünkü ISS (Uluslararası Uzay İstasyonu) Dünya etrafında 90 dakikada bir tur atar. Yani 24 saat içerisinde Dünya etrafında 16 kez döner.16 kez gündoğumu ve günbatımı yaşanır. Küçük Prensten alıntı yapmış gibi dursam da ve hatta bu durum çoğumuz için bir hayal olsa da kimilerimizin hayatıdır. Ve bu hayat koşullarına uyum sağlayana dek uyku sorunu yaşamak gayet normaldir. Bu sebeple vücut ritmini geliştirmek için Dünyadaki ışık koşulları LED teknolojisiyle taklit ediliyor.

Dünya üzerinde yaşamı mümkün kılan ve bizi uzayın tehlikeli radyasyonundan koruyan yegane şey biricik atmosferimizdir. Astronotlar atmosfer dışında olduklarından uygun kıyafetler giyseler bile uzay radyasyonuna yeryüzündeki insanlara kıyasla daha fazla maruz kalırlar. Bu radyasyon vücudu birçok yönde olumsuz etkiler.Örneğin koroner kalp hastalığı riskini arttırır.

Dünyanın atmosferine uyum sağlamaya çalışırken de döküntü ve kurdeşen gibi deri hastalıkları, mide bulantısı ve baş dönmesi yaşanır fakat yazımızın başında da belirttiğimiz gibi insan vücudunun adaptasyon yeteneğiyle uzun vade de bahsedilen problemlerin pek çoğu eski haline dönmektedir.Nitekim 437 gün 18 saat uzayda kalan Rus kozmonot Valeri Polyakov sağlıklı bir şekilde hayatına devam etmektedir.

Bu yazımızda uzayda kalmanın insan vücuduna etkisini inceleyip yorumlamış olduk.Evrenin hakikatine ulaşmak diye bir şey gerçekten varsa yani “hakikat” ulaşılabilen bir şeyse ve denildiği üzere ulaşanlar hep arayanlarsa astronotlar bu arayışta hepimizin öncüsü olmaktadırlar. Sonsuz bir karanlığın içerisinden Dünyamızı izleyen astronotlara selam olsun!

 

Dilara PEK

Leave a Reply