FikirYaşam

Ben’liğe Yolculuk

By 10 Ağustos 2020 No Comments

Biz kimiz?

Uzun zamandır bu sorunun cevabımı arıyordum. Bir psikolog, en önemlisi de bir insan olarak. Varlık kaynağı arayışını düşünün, hepimiz hayatımızın bir döneminde bu süreçten geçmişizdir. Özellikle karantina sürecinde hepimiz bunu illaki düşünmüşüzdür.

Biz kimdik? İnsan kimdir, ne için varolduk? İnsanın ruhsal yaşamında ne gibi değişimler yaşanabilir? Bu sürecin hayatımıza dolaylı olarak da olsa böyle etki edeceğini kimse düşünmezdi.

Hayır bildiklerimizde şer; şer bildiklerimizde hayır olduğu gerçekten de ne kadar da doğru. Yaşadığım çeyrek asrın özeti sanırım bu cümle.

Benim ne hissettiğimi anlamam için belki de kaynağımda neyin olduğunu anlamam gerekiyor.

Asırlar boyunca insan hazzı kovaladı, her zaman iyiyi ve doğruyu aradı. Seçimlerimizi bu isteklerimize karşı yönlendirmeye çalıştık belki de.

İnsanı insan yapan yegane şey olan aklımız, iradesini kaybettiği an bir boşluğa düşüyor. Bu süreçte geçtiğimiz zamanda aldığımız kararları, seçimlerimizi ve bunların sonuçları olarak bizi biz yapan tabularımızı sorguladık. Belki de aklımızı ve benliğimizi hedonist bir girdaba teslim etmiştik, bu yüzdendi bu çırpınışlarımız.

“İnsan nedir?” sorusunu sorana belki de hiç birimiz bu kadar kafa yormamıştık, biz biz yapan olgulara.

Dünya ayrılmıştı ve öfkeyle herkes birbirine düşmandı. Peki ya bu süreçte neler oldu?

Bütün önyargı ve nefret söylemlerimizi bir kenara bırakıp ortak bir olguda toplanmaya başladık.

Belki de komşusunu hiç tanımayan insanlar evde kaldığı bu süreçte komşularıyla iletişim kurar oldu.

“Komşu komşunun külüne muhtaçtır” deyimi bizim içim deyim olmaktan çıkıp bir gerçeğe dönüştü. Hiç aramadığımız akrabalarımızı aradık. Belki de küs olduğumuz insanları “ya bir şey olursa bir daha görüşemezsek” diye düşünerek iletişim kurduk. İşte tam da bu noktada kızdığımız o virüs bize bir şey hatırlatır oldu: İnsanlığı. Hedonist isteklerimizden kafamızı kaldırıp insanın ve sağlığın önemini hatırladık. “İnsan nedir?” sorusunu düşündük yeniden. Varlık amacımız neydi; paylaşmak, iyilik, sağlık? İnsan insana dokunabilseydi aslında.

Haberlerde yayınlanan rakamları düşünün, ilk günlerde ne kadar korkmuştuk hepimiz. O rakamların birer rakamdan ziyade insanı temsil ettiğini kavradık, tüylerimiz ürperdi. Önyargılarımızı bir kenara bırakıp, daha dün yan komşumuzu düşünmezken bugün dünyanın öteki ucunda yoğun bakımda yatan hastaları düşünmeye ve onlara yardım eli uzatmaya başladık. Kısa süre de olsa dünya tek bir ada parçasına dönüştü de diyebiliriz.

Geçmiş paradigmaları düşündüğümüzde, bu paradigmaların modern insan için hiçbir fark üretmediğini; aksine bizi ayrıştırdığını, hakikatle bağımızı koparttığımızı ve bunları uzun yıllar fark edememiş insanlar olarak şu kısa sürede bazı algılarımızın az da olsa değiştiğini düşünüyorum. Bu sürece Yeni Dünya Düzeni adı veriliyor, yeni insan algısı da diyebiliriz aslında.

Şule AKBAŞ

Leave a Reply