EğitimFikirToplum

Bir Çocuk Bir Toplum

By 2 Ekim 2020 No Comments

Geleceğimizin mimarları çocuklar iken çocukların fikirlerini neden kimse önemsemiyor mesela? Neden bir ortamda konuşulurken çocuklara söz hakkı verilmiyor? Çünkü yetişkinler her zaman kendilerinin daha bilgili olduklarını düşünürler. Kendilerinden yaşca küçük bireylerin fikirlerini pek önemsemezler. Bir çocuk bir toplumun geleceği iken onlara fikir bile danışılmaması yapılabilecek büyük bir hatadır. Yetişkinlere belli bir yaşa geldikten sonra bunu aşılamak zordur. Bu sebeple bu küçük yaşta yapılmalıdır. Eğer insanı eğitmek istiyorsanız çocuğu eğitmelisiniz. Çünkü insan hayatının en önemli safhasıdır çocukluk. “Çocuğu tanımak tarihi, medeniyeti, kültürü tanımak kadar güçtür.”

Burada da pedagogların üzerine önemli bir görev düşmektedir. Onlara ihtiyaç duyulmasındaki ana etken de baktığınız zaman budur. Kategorilere ayrılarak çocuğu daha yakından tanımanın kolay olacağı düşünülerek pedagoji, eğitim bilimi, çocuk psikolojisi ve pedoloji gibi dallar meydana gelmiştir. Onlar işlerini layığıyla yaptıkları takdirde topluma faydalı insanlar yetiştirilir. Çünkü çocukken alınan eğitim, bireyin hayat boyu rehberi olacaktır. “İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur” demiş atalarımız. Aksi halde karakteri yerine oturan, kendi doğruları olan bir bireyi ileride değiştiremezsiniz.

Peki, çocuğa ne öğretmeli? Veya çocuk nasıl eğitilmeli? Hayat öğretilmelidir bana kalırsa. Yanlış ile doğru öğretilmelidir. Fedakârlık, hoşgörü öğretilmelidir her şeyden önce. ‘’Ben’’ merkezli olmanın doğuracağı olumsuzluklar gösterilmelidir. Anlatarak değil, var olan gösterilerek öğretilmelidir. Çocuklar genelde duyduklarına inanmaz, görmek isterler. “Sana bir şey aldım” denildiğinde bu onlar için yeterli olmaz. Görmek, emin olmak isterler. Bunları gösterirken psikolojilerinin bozulacağından şüphe edilebilir. Fakat bundan şüphe edip onlara öğretmekten kaçınırsak, sadece kendini düşünen, bencil çocuklar yetiştiririz. Bu da topluma ters etki olarak geri döner.

Peki, dünyada yaşayan tek insan hatta tek canlı biz olsaydık hayat nasıl olurdu? Bence kesinlikle katlanılmaz bir yer olurdu. En basiti bir su içeceğimiz zaman bile birilerine ihtiyacımız var. O suyu bize temin edecek, suyu koyup içeceğimiz bardağı üretecek bir sürü insana ihtiyaç duyarız. Tek başımıza var olamayız kısaca. “Her insan varlığını başkalarına borçludur” düsturundan asla kopulmamalıdır. Başkalarına ihtiyaç duymakla beraber, onlarsız bir amacımız da olmaz. Her insan, başkasının varlığına hizmet için vardır. 

J.J Rousseau’ ya göre çocuk tehditle, cezayla, disiplinle ve cebrile yetiştirilmemelidir. Buna ben de son derece katılıyorum. Tehdidin çocuğun eğitimi üzerinde etkili olduğu fikrine tamamıyla karşıyım. Baskıyla yapılan bir işten yarar sağlanamaz çünkü. Çocuk yapması gereken şeyi kendi rızasıyla yapmalıdır. Bu yöntem çocuğun öğrenmesinde kesinlikle daha etkili olacaktır. Veya direk ceza vermek yerine, onun tabiattan bunu alıp düzeltmesi beklenmelidir.

Yavaş yavaş yazımı toparlamaya geçmek istiyorum. Çocuğu eğitmek hayli meşakkatli bir iştir. Çünkü bir çocuğu eğitirken aynı zamanda bir toplumu da eğitiyorsunuz. Onlara birer çocuk gibi değil de geleceğin anne babaları veya toplumun düzeni için gerekli her meslekten birini yerine getiren bireyler olarak bakılmalıdır. Esas olan eğitmektir zaten, öğrenmeyi birey kendi isterse de yapar.

Selvanur BİRCAN


BİGENÇ Blog’ daki tüm yazılar yazarlarının görüşlerini içermektedir ve BİGENÇ Blog’ un editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Leave a Reply