FikirToplumYaşam

Bir Fenomen Olarak Etik

By 25 Temmuz 2020 No Comments

Son zamanların trendi olan üzerine sıkça tanımlamalar yapılan endüstriyel literatürün bir parçasıdır, etik. İnsanların zihninde kalıplaşmış kurallar ve ahlak ile özdeşleşse de aslında pragmatik olarak yer alır hayatımızda. Örneğin; işten, emekten ve faaliyetten maksimum fayda etik ile sağlanmaktadır. Birçok kişi bunu kabul etmeyip mesleki romantizmin peşine düşse de aslında kabul edilmesi gereken bir gerçeklikten bahsetmekteyiz.

Etik bizim ideal dünyamızdır. Etik olarak yaşanılan bir hayatta hoşgörü, merhamet, adalet ve vicdan yerleşik hale gelir. Biraz da insanların karakterleri ile ilgilidir. Bu nedenle tarihi ve coğrafi bir devamlılık ve şartlar gereğince oluşan bir şuurdur. Duygu, düşünce ve davranışta olgunluğu ifade eden etik, ahlak üzerine düşünebilme ve karar verme etkinliğidir. Çünkü ahlakı kapsayan üst ahlaktır.

Etik evrensel kümesinin alt elemanı olan bir sürü kavramdan söz edebiliriz. Doğruluk, tarafsızlık, tutarlılık, sürdürülebilirlik… Demek istediğim şey şu ki bu kavramların pragmatik tarafları bizleri ideal olana ulaştıracaktır. Çünkü ihtiyaç budur. Hoşgörü, vicdan, eşitlik ve refah ihtiyaçtır. İdeale ulaşmanın yoludur. Kazanmanın, etik olarak kazanmanın yolu bu olgulardan geçmektedir. Müfredatta yer alan bir dersin, ders içeriğinde yer alan bir konunun, ilan edilen bir haftanın ötesindedir, etik. Mesleki ahlak, izinden gittiğimiz prensipler, bilinçli olma hali, güven…

“Etik; yapılacak doğru ile yapmaya hakkımız olan arasındaki farkı bilmektir.”

Günümüzde “evrensel ahlak var mıdır yok mudur” diye kafa yoran çok az kişi kalmasına karşın bu problem felsefenin temelini oluşturan olgulardan biridir.

Nasıl ki bir toplum yüz yıl önce ataerkil yaşıyor iken modernleşme süreci ile gelişim ve dönüşüm sağlayarak demokratik bir hale geliyorsa ahlaki yapıda uyum süreci ile değişecektir. Dolayısıyla buradan etiğin, pratik felsefenin bir konusu olduğu çıkarımını da yapabilmekteyiz. Yani ahlak kavramı zamansal olarak değişkenlik gösterebiliyor iken etiğin evrenselliğini koruduğunu görebilmekteyiz.

Bugün fırsat eşitliğinin, toplumsal refahın, adaletin ve sürdürebilirliğin yegâne şartı etiktir. Fakat bunun değerini anlayamayan toplumlar bir toplumu var eden kadim değerler tutumunun korunmasının ve geliştirilmesinin etik değerleri oluşturduğunun farkına varamayacaklardır.

“Şeref ve erdem ruhun süsüdür. Bunlar olmasa, beden asla güzel gözükmez.”
Cervantes

İnsanoğlunun iyi ve kötü tarafının gelişimi sonsuzdur. Ahlaklı olmadan gerçekleştirilen bir durumda etikten söz edilemediği gibi iyi bir düzenin temelinde de ahlaklı ve etik olma yer almaktadır. Değerlerin hatırlatılması, bir bilinç oluşturulması amaçlı her yıl 25 Mayıs tarihinde Etik Günü kutlanmaktadır. Etik değerlerin oluşup kök salması için kişilerin sosyokültürel yönlerini geliştirmesi ve milli-manevi değerlerine sahip çıkıp sürdürmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda bizim toplumumuzun problemi hayattaki gelişmelerin genel-geçer olacağı değer yargılarının oluşmamış olmasıdır. Konuyla ilgili Martin Luther’in “Bir ülkenin geleceği ve ilerlemesi sağlam kalelere güzel binalara ve milli gelirine değil o insanların ahlâkî değerlerine bağlıdır.” sözü kulağımıza küpe olmalıdır.

Geçmişte iyinin ve kötünün, ahlakın ne olduğu sorunsalı teknolojinin gelişmesi ile birlikte karmaşık ve daha çok cevaplanamaz bir hal almıştır.

Etik, yanlışı doğrudan ayırt edebilmek amacıyla ahlâk kavramının doğasını anlamaya çalışmaktadır. Bu yönüyle, kendine ait kuralları olsa da, halen de tartışılarak gelişen bir daldır.
Her zaman ve her şartta doğru olanı yapmaya çalışıyoruz. Birbirimize ve diğer bireylere karşı açık ve dürüst davranma yolunda emin adımlarla ilerleyebilmemiz ve etiğe hak ettiği değeri takdim etmemiz dileği ile.

 

Esra Bakkaloğlu

Leave a Reply