GenelKültür

Değişerek Dönüşmek: Mese Yolundan Divanyolu Caddesi’ne

By 5 Ekim 2020 No Comments

Tarihiyle, kent dokusuyla, kalabalığıyla, çeşit çeşit insanıyla Fatih -namı diğer Tarihi Yarımada- İstanbul’ un en eşsiz bölgelerinden yalnızca biridir. Her ne kadar zaman içerisinde bölgenin kullanım amacı ve şekilleri değişmiş olsa da sokak yapısı, geniş çaplı yangınlara rağmen, büyük ölçüde özgünlüğünü korumuş durumdadır. Öyle ki ilçenin şu anki büyük caddeleri Roma Dönemi’ nden, belki de daha öncesinden beri genel hatlarını korumakta; Roma Dönemi’ nde şekillenen kurgusu bugünün temelini oluşturmaktadır.

Bahsi geçen caddelerden biri olan Divanyolu Caddesi, Fatih ilçesinin en önemli akslarından birini oluşturmaktadır. “Mese” adıyla bilinen bu kent omurgası Roma Dönemi’ nde yapılmış, Osmanlı Geç Dönemi’ ne ve kısmen de olsa günümüze kadar korunmuştur. Mese, Roma ve Bizans dönemlerinde İstanbul’ dan Roma’ ya kadar uzanan ve önemli bir ticaret-ulaşım yolu olan Via Egnatia’ nın sur içinde kalan kısmıdır. Konstantinopolis’ in kentsel dokusu da bu sebeple Yarımada’ nın ortasından geçen yaklaşık 25 m genişliğindeki bu yolun etrafında şekillenmiştir.

Roma ve Bizans Dönemi’ nin Mese’si forumları, revakları, çarşıları, dükkânları ve sarnıçlarıyla birlikte kentin en işlek noktalarından biri olmuştur. Yolun ilk aşaması Roma’ nın buraya hâkim olmasından önce, Bizantion zamanında inşa edilmiştir. Yol Milion’ dan başlamış, Tauri Forumu’ nda iki kola ayrılmıştır. Güney kolu Altın Kapı’ ya doğru devam ederken kuzey kolu ise İstanbul’ un yedinci tepesinin sırtlarını izleyerek Edirnekapı’ ya bağlanmaktadır ve doğu-batı istikametindeki uzunluğu yaklaşık 2 km’ yi bulmaktadır. İnşasıyla beraber Mese’ yi odağına alarak gelişen Yarımada, 5. Yy’ ye geldiğinde 300 sokak ve 4000 haneli kalabalık bir yerleşim yeri haline gelmiştir.

Tarihi Yarımada’ nın kentsel gelişiminde odak haline gelen Mese bir omurga; forumlar ve diğer yapılar da onları çevreleyen kamu yapılarıyla bir bütün olarak omurlar gibidir. Bunlardan en önemlileri; Hipodrom, Augusteum, Tauri, Bous, Amastranium, Arcadius, Filadelfion ve Constantin forumlarıdır. Yine mese; sınır kapıları, yönetim alanı ve limanlar arasında bulunduğu konum sebebiyle erişim-donatı ağının taşıyıcısı, kent düzeninin en önemli ögesi olmuştur. Büyük Bizans Sarayı ile sınır kapıları arasında uzanan bu yol hem Roma hem Osmanlı Dönemi’ nde tören alaylarının geçiş güzergahı olduğu gibi önemli dini yapıları da etrafında toplamıştır. Yine mese yolu, Yarımada üzerindeki yedi tepeye de ulaşımın en rahat şekilde sağlandığı yol ağını oluşturmuştur.

İmparator Constantinus, yolun iki yanına da iki katlı revaklı yapılar yaptırmıştır ve bu yapıları Roma’ dan getirilen heykel ve sanat eserleriyle süsletmiştir. Bu revaklı yapılar surlara kadar uzanmıştır. Yapılarda değişik mesleklere mensup ticaret erbabının dükkânları yer almış ve çarşı gibi çalışan bu yapılara “agora” denilmiştir. Yol yaya ve araba yolu olarak kullanılmış, yapılan kazı çalışmalarında da yolun altında kanalizasyon kalıntıları bulunmuştur. Fetih sonrasında da yol üzerindeki bu işlevler bozulmamış, hem Haliç hem de Marmara Denizi kıyılarına eşit mesafede bulunan yol kentin çarşılarını da birbirine bağlayarak en önemli ticaret akslarından birini oluşturmuştur. Günümüze bakıldığında da -her ne kadar bahsi geçen mese yolu büyük anlamda bozulmuş olsa da- mese ile örtüşen akslarda benzer işlevlerin devam ettiği rahatlıkla görülmektedir.

Mese, Osmanlı’ ya ulaşana kadar büyük ölçüde daralmış ve tahrip olmuştur. Fiilen ortadan kalkmıştır ve benzer güzergâh üzerinde yeniden inşa edilmiştir. Kent omurgasının omurları olan forumlar yerini, Osmanlı toplumunun gündelik yaşamında büyük ölçüde yer kaplayan külliyelere bırakmış; Osmanlı ile kent, yavaş yavaş surların dışında da gelişmeye başlamıştır. Buna rağmen erken dönemin konut alanları ve anıtsal yapıları, Ayasofya ile Edirnekapı (Harisius) arasında Yarımada sırtlarında yoğunlaşmıştır. Yönetim merkezi ise Topkapı Sarayı’ na taşınmıştır ve bu değişikliğin ardından Mese’ nin “Divanyolu” adını aldığı tahmin edilmektedir. Divanyolu şeklinde bahsedilen kısım, mese yolunun yalnızca ufak bir kısmını oluşturmaktadır. Yolun devam kısmı -bugün tam olarak korunamamış olsa da- Fevzipaşa Caddesi’ nin güzergahında bulunmaktadır.

Haliç liman bölgesiyle ordu ve kervanların geçtiği Divanyolu çerçevesinde şehir organik bütünlüğünü koruyabilmiştir. Fâtih Külliyesi ve yanında Sultanpazarı’ nın inşasından önce İstanbul’ un iki ticarî merkezi bedesten ve Büyük Çarşı ile aşağıda Tahtakale ve liman bölgesidir. Divanyolu, liman ve iki aradaki bölge İstanbul’ un ticaret hayatının merkezi olarak bir bütünlük gösterir. Liman, ticaret bölgesi ve idari bölge eski yerlerini korumuştur. Ana caddeler rotalarını topografik bir gereklilik olarak devam ettirmiştir. Ticaret, kültür ve idari faaliyet binaları eski Mese rotası üzerinde toplanmıştır.

Cumhuriyet Dönemi’ nde ise, Osmanlı’ nın son dönemlerinde başlayan modernizasyon hareketinin devam ettirildiği, yeni yolların açıldığı ve bu yollar açılırken pek çok tarihi değerin de ne yazık ki hiçe sayıldığı görülmektedir. Hatta kentsel doku yer yer tamamıyla yok edilmiş ve zaman içerisinde organik bir şekilde oluşan yollar yerini ızgara yapıdaki sokaklara bırakmıştır.

1870’ lere gelindiğinde tramvay ve tünel, 1914’ ten sonra ise elektrikli tramvay, İstanbul ulaşım ağında önemli bir yer tutmaya başlamıştır. Kentin birçok noktasını birbirine bağlayan tramvay hatlarından Fatih-Harbiye ve Fatih-Beşiktaş hatlarının Fatih’ teki merkezi, bugünkü Millet Yazma Eser Kütüphanesi önünde inşa edilmiştir. 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar, Fatih’ in dar ve karmaşık sokak yapısı elektrikli tramvayın Edirnekapı’ ya ulaşması için yeterli altyapıyı sağlayamamaktaydı. Bu sebeple Cumhuriyet Dönemi İstanbul’ unda açılan ilk caddelerden biri, Fatih Külliyesi’ nin güneyinde yer alan ve Edirnekapı ile Macar Kardeşler Caddesi’ ni birbirine bağlayan Fevzipaşa Caddesi olmuştur. Bu caddenin inşası sırasında da hem bölgenin giderek artan trafik sorununa çözüm olması hem de yerleşimin daha modern bir görünüm kazanması için yolun geniş tutulması kararına varılmış ve güzergâh üzerinde şahsa ait çeşitli arsa ve mülklerin bulunması sebebiyle yoğun istimlak hareketleri olmuştur. Cadde üzerindeki tramvayı işleten şirket ile 200.000 liralık bir sözleşme yapan şehremaneti, 138 parça bina ve arsanın istimlak edilmesine karar vermiş ve Fatih’ ten itibaren 1,8 km uzunluğunda 30 metre genişliğinde bir cadde açılmıştır.

Tüm bu süreçlerin ardından günümüze gelindiğinde, bahsi geçen bu yolların halen Fatih ilçesindeki önemli ulaşım akslarından olduğunu; silueti, mimari yapısı, kentsel dokusu değişse dahi önemli ticaret akslarını oluşturduğunu görmekteyiz. Divanyolu Caddesi’ nin, üzerindeki tahribatın Fevzipaşa Caddesi’ ne nazaran daha az olmasından dolayı, tarihi öneminin ve değerinin yüksek olduğu; yol üzerindeki önemli tarihi yapılarıyla birlikte adeta açık hava müzesi haline geldiği aşikardır. Yolun zaman içerisinde geçirdiği değişimin ve dönüşümün izlerini görmek, takip etmek de oldukça kolaydır. Bu sebeptendir ki bu aksın Heraklitos’ un meşhur sözünün can bulmuş hali de denilebilir:

“Değişmeyen tek şey, değişimin ta kendisidir.”

Sümeyye KAYA


KAYNAKÇA

Dedeoğlu, R. (2002). Divan Yolu’nu Eyledik Viran . Kapalıçarşı Dergisi, 10-25.

Ekinci, E., & Aktuğlu Aktan, E. Ö. (2017). Kent Planlamada Omurga Kavramı ve Tarihi Yarımada Örneği . İdealkent, 483-509.

İlter, F., & Kara Pilehvarian, N. (2018). Fatih Fevzipaşa Caddesi’nin Açılışı ve İstanbul’un Kentsel Gelişimindeki Yeri. FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi , 263-291.

Kılıç, A. (2004). Divanyolu’nda Bir Gün. Skylife, 85-90.


BİGENÇ Blog’ daki tüm yazılar yazarlarının görüşlerini içermektedir ve BİGENÇ Blog’ un editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Leave a Reply