İlhamYaşam

Fobilerimizden Daha Güçlüyüz !

By 11 Ekim 2020 No Comments

Dışarıdan gelen tehlikelere karşı verdiğimiz duygusal yöndeki tepkilere korku adı verilir. Fobilerimiz de hissettiğimiz korkuların bir çeşididir aslında. Bir duruma karşı duyulan korkunun kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkilemesine fobi denir.

Fobiler insanlarda sıklıkla görülen anksiyete bozukluklarıdır. Fobisi bulunan insanlara fobik de denilebilir.

Her canlı tehlikeli olduğunu algıladığı ve varlığını, yaşamını tehdit eden durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. İşte insan bilinci bu kaçınmayı korku olarak algılar. Korku bir bakımdan insanın ön uyarı mekanizmasıdır. Kişinin tehlikeli olarak algıladığı veya yaşamını tehdit ettiğini düşündüğü durumlardan kaçınamaması veya kaçındığı halde duygusal olarak rahatlayamamasının artması korkunun kontrolden çıkması anlamına gelir. Kişi bir kaçış yolu arar ancak rahatlayamaması sonucu korku ve endişe gitgide artar ve anksiyeteye dönüşür. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir; hatta bazı vücut salgıları tutunmayabilir, kalbin durması ve ölüm görebilir. Fobi belirtilerinden bazıları şunlardır: çarpıntı, yüz kızarması, yüzde kaşınma ve yanma hissi, titreme, soğuk terleme, bulanık görme, nefes darlığı, ağız kuruluğu, yutkunma güçlüğü, boğazda sıkılaşma, mide bulantısı, bilinç kaybı, ani tansiyon düşüşü, bayılma, bunalım ve sinir krizine gidilecek kadar şiddetli bir duruma dönüşebilir. Bu anksiyete kişinin günlük hayatını olumsuz yönde etkiler ve kendisi dışında işleyen bir mekanizmadır. Bu hale gelindiğinde aslında bizim kendimizi koruma mekanizmamız olan ve kişinin ön uyarı mekanizması olarak tanımladığımız korku fobiye dönüşür. Kişinin korkuları veya fobileri her zaman bir varlığa veya duruma bağlı olmayabilir fakat toplumumuzda yanlış bir algı söz konusudur.

Photo by Hailey Kean on Unsplash

Fobiler toplumda hastalık olarak değil de, bir kişilik özelliği veya huy olarak algılanır. Öncelikle bu yanlış algının değiştirilmesi gerekir çünkü davranışlar düşüncelerin değişmesiyle şekillenir. Biz davranışlarımızı değiştirmek istiyorsak düşüncelerimize yön vermeliyiz. Ön yargılarımız ve korkularımız bizi değişime götüren süreci zorlaştırır. Ön yargılar sebebiyle tedavi için sağlık kuruluşlarına başvuran kişi sayısı oldukça azdır. Bu durum insan zihninin değişime olan direncinden kaynaklıdır. Çoğu insan içinde bulunduğu ortamı hiç değişmeyecekmiş gibi görür, değişen koşullara uyum göstermek yerine (mevcudu) korumaya çalışır. Örneğin sosyal fobi de her zamanki çevresini değiştirdiğinde yeni çevresinden ona bir zarar geleceğini düşünür. Oysaki değişim hayatın karşı konulamaz bir kuralıdır. Biz istemesek de içinde bulunduğumuz çevre, koşullar, ilişkilerimiz ve koşullarımız bir şekilde değişecektir. Bu konuda sosyal temas da çok önemlidir; uygun koşullar altında ön yargı ve korkularımız ile başa çıkmak için en önemli sosyal değişim araçlarından biridir. Öncelikle bu süreçte kendimizi zihinsel olarak bu duruma alıştırmalıyız. Zihinsel süreçlerimizde profesyonel kişiler ve kurumlar dışındaki insanların müdahaleleri konusunda temkinli yaklaşmalıyız. Öncelikle hayata dair içimizde yaşadığımız bu korkularımızın kalıcı olmayacağını ve alacağımız yardımlar sonucunda üstesinden gelinecek durumlar olduğunu kabullenerek başlayabiliriz.

Photo by Aleksandr Ledogorov on Unsplash

Korkularımız bizden güçlü değil onu yönetecek kişi tam da biziz. Zihnimizi doğru şekilde yönlendirmeye  başladığımızda değişim de kendiliğinden gelecektir. Bunun için karar alıp destek sürecine başlanmalıdır. Destek sürecini kendimizi daha çok tanıyarak nelerin bize iyi geldiğini öğrenerek ilerletiriz. Alacağınız danışmanlık sürecinde ilerlenen yöntemlere göre size küçük küçük ödevler verilecektir. İşte bu ödevler tam olarak sizi şekillendirmeye başlayan şeylerdir. Örneğin sosyal fobide sizi ortama maruz bırakmak. İlk başta kulağa çok ürkütücü geliyor olabilir fakat bu durumu yaşamaya başladığınızda çözüm sürecinin ne kadar kolay geçeceğini ve sürecin tahmin edildiği kadar zorlu olmadığını göreceksiniz. Yapabileceğinize inanın, önemli olan sizin değişime ne kadar istekli ve hazır olduğunuzdur. Unutmayın: fobilerimizden daha güçlüyüz!

Şule AKBAŞ


BİGENÇ Blog’ daki tüm yazılar yazarlarının görüşlerini içermektedir ve BİGENÇ Blog’ un editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Leave a Reply