FikirKültürSanat

Güncel Sanata Dair Bir Bakış Açısı

By 26 Eylül 2020 No Comments

Dönemimiz açısından bu konu oldukça önemli şahsımca. Çünkü siz de bilirsiniz ki sanat insanın ruhunun dışa vurumudur bir adıyla.

Acının, sevginin, nefretin, savaşın,  mücadelenin ve burada sayamayacağımız ne varsa yaşamaya dair hepsi sanatı kapsar aslında. Bir zamanı ya da o dönemin insanlarını anlamak istersek o zamanın sanatına bakmak yeterli olacaktır. Sanattan kastın nedir derseniz de bir fotoğraf, bir şarkı, bir şiir, bir yapıt, bir söz, bir mektup ve daha fazlası. Tanımaya, görüp bakmaya ve dinlemeye değecek her şeydir. Bazen susmak bile sanattır yerine göre. Bu sebeple bunlara bakmak o zamanda yaşayan insanların ruhlarını görebilmek açısından oldukça elzemdir. Geleneksel sanatta, başta İslam Medeniyeti olmak üzere bize bırakmış olduğu binlerce sanat eserinin aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen hala kalbe ve ruha dokunduğu aşikardır. İşte bu gibi eserler gerçek sanat akımlarıdır. Mesela örnek verecek olursak Osmanlı Dönemi’ nde yapılan ferah ve sade renkli ahşap evler zamanın insanlarının nasıl olgun bir ruha ve iç huzura sahip olduğunu gösteren önemli bir delil. Hala aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen bu yapıtlara bakarken huzura erişmemizin sebebi hep bundandır.

Günümüz sanatına gelecek olursak ise maalesef durum biraz içler acısı. Çünkü güncel sanat olarak değerlendirebileceğimiz şeyler neredeyse yok denecek kadar az, ardımızdan gelen nesillere bırakabileceğimiz bir gönül doygunluğumuz yok. Çünkü sanata dair olan veya insanın ruhunu beyan edecek, dertlerine bir nebze şifa olacak herhangi bir şey temin edilmiyor. Dediğim gibi bu bir şiir bir söz olabileceği gibi bir yapıt da olabilir. Ancak artık daha çok piyasaya, kapitalizme, kazançlara ve popülizme göre bunları destekleyecek şekilde gündelik işler yapılıyor. Tüketme kültürüne alıştığımız için ruhlarımızı, bununla birlikte içindeki güzelikleri de tüketiyoruz ve dışarıya aktarabileceğimiz bir güzelliğimiz kalmıyor. Elbette zamanla görüşlerimiz ve sanat algısı da değişti. Bağırsak gibi binalar, yapıtlar çoğaldı ve bunlar sanat sayıldı. Oysa üst üste debdebeli ve karmaşıklar, solmuş beton renkleriyle hep karşımızdalar. Dahası minimalize edilmeye çalışılan binlerce sözde sanat eseri… Oysa farkedilmiyor ki her şey düzleşti. Farklılık neredeyse yok oldu. Beli bir sanat algısı oluşturuldu, bu çizginin dışında olan her şey güzel olsa bile güzel değilmiş gibi muamele edildi. Belirlenen sanat algısına ve minimalizme ayak uydurmuyorsa eğer yapılan eser veya ufacık bir resim -ki bu da sanattır- , artı değer görmez oldu. Aynılaştık , kimliklerimiz kayboldu. Bize verilen sahte ve popülist kimliklerimizi sevdik. Sanatı da elimizde erittik. Üzülmüyor değil insan düşününce, teslimiyette yok olmak bu olsa gerek .Gerçi ne kadar savaşabilir ki insan? Ama naçizane bir mücadele de olsa ufacık görmek isterdim.

Photo by denis ng on Unsplash

Farkındayım, birkaç satıra sığamayacak kadar değerli bir konu, ancak susmaktan iyidir diyerek görüş ve bakış açınıza bu konuyu da eklemek istedim. Umarım bu kısa metinle biraz da olsa hedefime ulaşabilmişimdir.

Aysel SICAK


BİGENÇ Blog’ daki tüm yazılar yazarlarının görüşlerini içermektedir ve BİGENÇ Blog’ un editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Leave a Reply