Eğitim

Daha Çok Geç

By 4 Ağustos 2020 No Comments

Sınava bir ay kaldı; tercih günleri bitmek üzere; okulumun dördüncü yılındayım, mezun olmak üzereyim… Bazen bu gibi zamanlarda, yani belki de hayatımız için dönüm noktası olacağını düşündüğümüz olaylarda ve kararlarda, zamanı durdurmak ve yaptığımız şeyden ne kadar emin olduğumuzu anlamak için düşünmek isteriz. Fakat sanki inatmış gibi o andan itibaren zaman daha hızlı akmaya başlar ve daha çok panik oluruz. Sonuç olarak da şu düşünceye esir oluveririz: her şey için çok geç. 

Size naçizane bu düşüncenin her aklımıza düştüğünde doğru olmadığından, bazen yürüdüğümüz yolda korku yüzünden görmediğimiz sapaklar olduğundan bahsetmek istiyorum. Belki bu konuda benden daha çarpıcı deneyimleri olan insanlar vardır fakat benim gibi en ufak değişiklikten bile ödü kopan biri için üniversite sınavına sadece birkaç ay kala alan değiştirmek yeterince sert bir virajdan dönmek, neredeyse sınava hazırlık yoluna baştan başlamak, stresi beşe katlamak demekti.

Başlangıcını hatırlamadığım ama etkisinden çıkışımın 12. sınıf ortaları olduğundan emin olduğum aile ve çevre baskısı -hafifleştirirsek fikirleri-  sebebiyle doktor olmam gerektiğini, hatta olmak istediğimi düşünüyordum. Hikâye buraya kadar tanıdık gelmiş olmalı, çünkü bu kısmı başka ağızlardan defalarca ben de dinledim. Ama şükürler olsun ki benim öyküm dinlediklerimin birçoğu gibi devam etmiyor, ben mutsuz olacağım bir mesleği icra etmek için –ki duruma objektif olarak baktığımızda denemelerde gördüğüm netlerle tıp gibi bir bölüm benim için ancak hayal olabilirdi ve uyanışımı biraz da bu sağladı- uğraşmadım ve burnumun dibinde olup bir türlü görmediğim o bölümü ve geleceği fark ettim: Hukuk Fakültesi.

Bu gerçeği fark ettiğimde aklıma düşen ilk fikir buna yönelik çalışmak ve ailemi buna ikna etmek için her şeyin çok geç olduğuydu. Şanslıyım ki haklı ve gerekli miktarlardaki inatçı arkadaşlarım sayesinde bunlar için geç olmadığını, sadece biraz güç olacağını fark ettim. Ama emin olun ki bu farkındalık kalıcı olmuyor ve geç kalmışlık düşüncesi sizi yolunuza devam ettiğiniz sürece sürekli kafanızın içinde konuşarak kararınızdan şüphe etmenizi sağlıyor.

Eğer hukuk okumaya karar verir ve bunu gerçekleştirebilirseniz eminim ki siz de annesinin karnından çıktığı günden beri adaleti sağlamak istediğini düşünen ve bunun için yıllardır hukuk fakültesinin hayallerini kuran, üstüne üstlük oraya ulaşmış en azından bir insanla tanışacaksınızdır. Bu da size bir gelecek ve meslek seçmek için, neyin size göre uygun olup olmadığını anlamak için sizin karar verdiğiniz anın çok geç olduğunu düşündürecek.

Yine eğer hukuk okuma kararınızı gerçekleştirebilirseniz mutlaka, okulu bitirdikten sonra ne yapacağına adı kadar emin olan, örneğin tek gayesi hâkim olmak olan ve sadece bunun için gecesini gündüzüne katarak çalışan en az bir kişi tanıyacaksınız. Bu da size geleceğinizi bu kadar ayrıntılı şekillendirecek kararlar almak için her şeyin çok geç olduğunu düşündürecek.

Tekrar kararınızı gerçekleştirdiğiniz ön kabulüyle eminim ki, daha fazlası olamayacağını düşündürecek derecede kendini hem sosyal hem akademik olarak geliştirmiş en az bir kişi tanıyacak, kendinizi bolca adım geride hissedecek ve onunla aynı noktaya gelebilmek için çok geç olduğunu düşüneceksiniz.

Şimdi size tüm bu “çok geç”lerin aslında birer “daha çok erken” olduğundan, ama bunu fark etmek için sizin bakış açınızı değiştirmeniz gerektiğinden bahsedeceğim noktaya geldik. Bir sihirbaz olmadığımdan size olaylara farklı bir yerden bakmayı bu yazı bitene kadar öğretemem belki ama yapılabileceğini görürseniz yapmak için motive olursunuz diye düşündüğümden, bunun mümkün olduğundan bahsedeceğim aslında.

Çünkü sınava birkaç ay kala alan değiştirseniz bile yeni hedefinize eğer gerçekten isterseniz ulaşabiliyorsunuz. Tercih haftasında bazı arkadaşlarınız listesini ilk günden hazırlasa da siz son gece bile girip minik bir değişiklik yaparak kendinizi daha huzurlu hissedebiliyorsunuz. Yıllardır sizin hakkınızda hayaller kurmuş ve beklentiler içinde olan ailenizi güç bela da olsa yeni fikirlere alıştırabiliyorsunuz. Okul başlayıp da annenizle yaşıt sınıf arkadaşınızla tanışınca kendinize uygun mesleği kaç yaşınıza gelirseniz gelin belki de bulamayabileceğinizi ama yine de aramak için çokça şansınız olduğunu görüyorsunuz. Fakülteden içeri adımınızı attığınız an hâkim mi savcı mı olacağınıza karar vermek zorunda olmadığınızı; senelerce avukatlık, sonra hâkimlik yapıp, artık dersinize giren akademisyeninizi tanıdıktan sonra fark ediyorsunuz.

Kendinizi hem kariyeriniz için hem de kişisel olarak geliştirmeye yönelik birçok alternatifiniz olduğunu; tanıdığınız yeni insanlardan, belki de adını o zamana kadar duymadığınız ya da ne şekilde faydalanacağınızı fark edemediğiniz kurumlardan ve medya araçlarından öğreniyorsunuz.

Tamam, kabul edelim. Belki bunlar da birer daha çok erken olamadılar. Ama emin olun çok geç de değiller, hiçbir zaman da o kadar olmayacaklar; aralarda bir yerdeler. Kendi hikâyenizi bir klişe olmaktan çıkarıp olması gerektiğini fark ettiğiniz halde şekillendirmeye başlayınca göreceksiniz ki hikâyeniz, sizi tanıyan başka bu yolun yolcuları için ilham kaynağı haline gelmiş.

Geciktirmemeye,

İyi yolculuklar.

Dilay USTAOĞLU

Leave a Reply