Genel

İlham Veren Bir Sürmene Kadını: Gökçe Erhan-I

By 21 Nisan 2021 No Comments

Gökçe Erhan, sizlere kendini tanıtacak fakat ben önceden on parmağında on marifet biri olduğunu, doğaya hayran kalmakla doğaya hayran bıraktığını ve hemşehrim olduğu için gurur duyduğumu şimdiden söylemek isterim. Çoğumuzun hayali onun hayatı. Birçok kişinin beton kaplayan ruhu onun ekip biçtiği doğayla kalbinizde hayat bulacak. Şimdi söz onda…

Merhaba Gökçe Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1983 Trabzon, Sürmene doğumluyum. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarım doğa sevgisiyle yaşadığım memleketimde geçti. Güzel Sanatlara olan yatkınlığım dolayısıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nü hedefledim, kazandım ve İstanbul’a yerleştim. Başarılı bir eğitim hayatım oldu ve okul birinciliğiyle birlikte Sakıp Sabancı Sanat Ödülü’nü aldım. Bu dönemde İstanbul, Ankara, İzmir, İngiltere, Almanya, Güney Kore gibi yurt içi ve yurt dışında sergiler ve projelerde yer aldım. 

2012 yılında kırsal bir hayat sürmek istediğime karar vererek memleketim Çamburnu’na döndüm. Fakat bu kez büyük bir doğa katliamıyla burun buruna geldim. Trab-Ri-Kab tarafından çöplük haline getirilen köyüm için mücadele etmeye karar verdim ve tüm yeteneklerim ile birlikte kendimi buna adadım. Çamburnu Doğa Kültür Sanat Derneğini kurarak öz hayatımda gerçekleştirdiğim ekolojik, kültürel ve sanat dolu yaşamımı çevreme yaymak ve genişletmek üzere çalışmalarımı sürdürüyorum, Yaşamımı hala Rahmetli babaannemden kalan, kendi restore ettiğim 200 yıllık Karadeniz evinde sürdürüyorum. Bu ev, Français Maison dergisinde, Hürriyet haberde ve Youtube Daire kanalında yayınlanmış, ekolojik yaşam ve tarihi evlerin güncel durumuna dikkat çekmişti. Yakın gelecekte de kendi arazimizde inşa edeceğim ekolojik ev/atölyemi bir müze olarak belli dönemler ziyarete açmayı ve doğal yaşama ilişkin seminerler vermeyi hayal ediyorum. Resim, müzik, tekstil, tasarım, mobilya, el sanatları, tarım, mimarlık gibi birçok farklı yeteneğe sahibim ve sosyal medyada kendi yaşamından kesitler sunduğum video çalışmalarımı paylaşıyorum… 

İstanbul ve Trabzon arasındaki dengeyi nasıl sağladınız?    

Şehirle olan bağlarımı sergi, performans, konferans gibi etkinliklerle varlık göstererek sürdürmeye devam ettim ve devam ediyorum. Böylelikle bu ayrı dünyalar ve ilişkiler arasında kendiliğinden bir denge oluşuyor. Her iki dünyaya ait hissediyor; fakat kırsal hayatı tercih ediyorum. 

Sürmene’ye ilk kaç yaşınızda geldiniz ve aileniz bunu nasıl karşıladı?

29 yaşındaydım. Onlar, ilk zamanlarda anlam veremediler ve hoşnut olmadılar. Akademisyen olacağımı bekliyorlardı. Bense çoktandır bir kuruma ya da bir işe bağlı olmayı istemediğimden emindim. Durmadan ifade ettim ve sonunda kendimi anlatabildim. Artık ailem ve çevrem burada oluşumdan ve yaptıklarımdan memnun ve mutlu.

Aile yadigarı bir eve sahip çıkmak elbette çok güzel. Benim de anneannem Zarhalı o yüzden evinizin konumu ve çevresini biliyorum. Karşılaştığınız zorlukları ve bunları nasıl aştığınızı anlatabilir misiniz?

Evet. Burası şehre 1 saat, ilçeye 15 dakika uzaklıkta bir sahil köyü. Ama bir yandan da dağınık yerleşim hakim olduğundan çevremdekilerden izoleyim. Yine de ilk zamanlar mahalleliyle karşılaştığımda burada oluşumu sorgulayanlar, durmadan akıl verenler çok oldu. Sürekli kendimi açıklamak durumunda kalmak çok yorucu olsada, bununla birlikte sabır geliştirmiş oldum ki bu bana en çok lazım olacak şeydi…

İleriki zamanlarda karşılaşacağım daha büyük problemleri aşabilmek için. Evin içinde hem erkek, hem kadın olmak ve her türlü işin tek başına üstesinden gelmek, evin dışında, çevre sorunlarına karşı liderlik yaparken de yine hem erkek, hem kadın olmak; yalnız bir yaşamda güçlü olabilmenin şartı gibi. Sürekli araştırmak, öğrenmek ve uygulamak da öyle. Ve her şey için geçerli. Ben karşılaştığım her türlü zorluğu, sevmeyi daha iyi öğrenerek aştım.

Bizim toplumumuzun genelde yalnız yaşayan kadına bakış açısı bellidir. Köy halkı sizi ve yaptıklarınızı nasıl karşıladı? 

Sanırım Karadeniz’de olduğumdan böyle bir konuda sıkıntı çekmedim. Eski zamanlarda kocası gurbette olup çocukların bakımı ve diğer tüm işleri tek başına üstlenen kadınlar vardı buralarda… Babaannem de onlardan biriydi. Çevremdekiler yaşantıyı cesaret verici buluyor; Ayrıca evde pencere kanatlarının açık, ışıkların yanıyor olması, babaannemin hala hayatta olduğunu hissettiriyor. Ben de bu geleneği çağdaş bir kadın olarak sürdürmüş oluyorum. 

Evet, Gökçe Hanım ile sizlerde tanıştınız. Muhabbetimize bir girizgah yaptık. Bu hayata ait olma çabasından, yaşamı hakkında nasıl karar verdiğinden bahsetti. Çekingenlik ve kaygı yaşayanlara, toplumun bakış açısından etkilenip bu yüzden hayata bir sıfır yenik başlayanlara cesaret ve azim olmasını temenni ediyorum. Sohbetimizin devamı gelecek… Bu süreçte doğadan ilham alıp doğaya ilham vererek esen kalın!

Esra Bakkaloğlu

Leave a Reply