Eğitim

İşletme Bölümü Üzerine Mitler

By 5 Ağustos 2020 No Comments

Üniversite sınavının sonuçlarının açıklanmasına ve tercih döneminin başlamasına sayılı günlerin kaldığı bugünlerde mezunu olduğum İşletme bölümü ile ilgili yanlış bilinenleri ve mitleri ele alıp bir mezunun gözünden İşletme bölümünü daha doğru biçimde anlatmak isteğindeyim. İşletme bölümünü bundan beş yıl önce tamamen isteyerek ve bilinçli bir şekilde tercih etmiş ve hayallerime giden yolun en önemli taşlarından olduğunu düşündüğüm bu alandaki eğitimime başlamıştım. Üniversite sınavından oldukça yüksek bir sıralama ve puan elde ettiğim için klişeleşmiş “bu dereceyle hukuk oku” diyenlere aldırmadan tercih listemde hiçbir farklı bölüme yer vermeden 12 İşletme bölümü tercihi arasından Özyeğin Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünü tam burslu olarak kazanıp üniversite hayatıma adım atmış oldum.

Beş yılın ardından mezun olduğum ve yüksek lisans dereceme yurt dışında MBA alanında devam edecek olduğum bugünlerde tercih döneminde ve yine tercih sonrası üniversite yıllarında karşılaştığım kalıplaşmış yanlış düşünce ve eleştirileri bu yazı vasıtasıyla cevaplamak ve çöpe atmak istiyorum. O günlerde cevaplamaya bile tenezzül etmediğim eleştiriler ve bilgiye dayanmayan fikirlerin ne kadar doğru olup olmadığını bu yazıyla ele aldığımda inanıyorum ki aklında İşletme bölümü olduğu halde çevresinin baskısından dolayı tercih etmeye çekinen ya da seçeneklerinden biri İşletme olan ancak detaylı ve şeffaf bilgiye ulaşamadığı için seçenek listesinde bu bölümü alt sıralara koyan genç arkadaşlarıma bir desteğim dokunur. 

Öncelikle belirtmek istediğim gerçek şu: İşletme hakkında genel kanıda bulunanların neredeyse tamamı İşletme okumamış insanlardan oluşuyor. Bu insanların dar çevrelerinde gördükleri kötü örnekler ile çok bilmiş biçimde yaptıkları yorumları fazla dikkate almamanızı tavsiye ederim. Bu düşüncelerin yanlış olmasının birçok sebebi var. Birincisi bu insanların bölümün eğitim içeriğine, kariyer olanaklarına ve yetiştirmeyi hedeflediği profillere dair hiçbir bilgileri yok. İkincisi herhangi bir bölüm hakkında tüm üniversiteleri kapsayacak bir yorum yapmak yüzde yüz sağlıksızdır; zira bölümlerin eğitim kalitesi ve kariyer imkanları bulundukları üniversitelerin kalitesine ve ulaşmaya çalıştığı vizyona büyük oranda bağlıdır. Söz gelimi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birindeki İşletme bölümüyle yeni açılmış dershaneden bozma bir üniversitedeki İşletme bölümünü tek bir yorumda aynı kefeye koymak mantıksal olarak yanlıştır. Üçüncü sebep ise, öğrenim kalitesinin ve kariyer imkanlarının bir öğrenci profilinden diğerine değişiyor olduğudur ve bu tüm bölüm ve üniversiteler için geçerlidir. Ne istediğini bilip bu isteğini elde etmek için gereken özveri ve fedakarlığı gösterip piyasanın ve insanların ihtiyaç duyacağı beceri ve yetkinliklerle kendisini donatmış bir İşletme öğrencisini, açıktan öylesine İşletme okuyan ve İşletme disiplinini hakkıyla öğrenmek için teorik ya da pratik alanda hiçbir çaba göstermemiş bir öğrenciyi bir tutmak da yine aynı mantıksal yanlışlığı içermektedir. 

Çevrenizde sıklıkla karşılaşacağınız bu hastalıklı bakış açılarının bu kadar yetersiz ve yanlış argümanlarına rağmen neden onları dinliyoruz? Çünkü çevre baskısı ve “elalem ne der?” düşüncesi bizim hayatta başarmak ve ulaşmak istediklerimizi belirlemede içimizden gelen sese kıyasla daha baskın çıkıyor. 

İşletme hakkındaki “İşşiz ordusu yetiştiren bölüm” yargısının çok az da olsa bir gerçeklik payının olmasının sebebi bölümün eğitim içeriği değil, eğitim politikası uygulayıcılarının ve üniversitelerin yanlış bakış açısı. “Üniversite okuyamayana İşletme okutalım” anlayışıyla boş gördükleri her yere İşletme bölümü açan üniversiteler ve yüksek öğretim yöneticileri bugün İşletme bölümlerini vizyonsuz, bilinçsiz, niteliksiz ve potansiyeli olmayan insanlarla doldurduğu için ve bölümün “iş dünyasına ve şirketlere nitelikli karar verici ve uygulayıcı bireyler yetiştirme” hedefi için çalışmak gibi bir zahmete girmedikleri için niteliksiz gelen insanları niteliksiz olarak mezun ediyorlar. Yani kısır döngüye soktukları yargının gerçeğe dönüşmesini de besleyen yine aynı yanlış bakış açısı. 

Yurt dışında uzun sayılabilecek bir süre yaşayıp eğitim gördüğüm için bölümüm ile ilgili ülkelerin eğitim politikaları ve bakış açıları hakkında gerek farklı ülkelerden gelen arkadaşlarımdan gerek de üniversitelerden aldığım bilgiler doğrultusunda şu gerçekle karşılaştım: Dünyadaki gelişmiş ülkelerin birçoğu İşletme alanına Türkiye’deki gibi herkesin okuyabileceği öylesine olan bir alan gözüyle bakmıyor. Yine üniversite giriş puanları da oldukça yüksek olan İşletme bölümü ve alanı bu ülkelerde gayet prestijli ve değer gören bir bölüm.  Üniversite ve yüksek öğrenim yöneticileri İşletmeye hak ettiği değeri verip bölümün hedefini -“nitelikli iş yöneticilerini ve geliştiricilerini yetiştirmek”- gerçekleştirmesi için gereken desteği ve kaynağı da ayırıyorlar. Ve kenarda köşede bu bölümü açıp düşük puan seviyeleriyle niteliksiz ve bilinçsiz insanları almıyorlar. Kısacası, İşletme alanının sunduğu eğitim içerikleri kaliteli biçimde verilir ve eğitim programları bölümün hedefine uygun geliştirilirse bugünkü tabloyla karşılaşmayız. 

Elbette şunu iddia etmiyorum: İşletme bölümünden mezun bu milyonlarca insan aslında nitelikli iş gücüne sahip bireyler. Elbette açık öğretimde laf olsun diye okuyan ya da bilinçsizce tercih yapıp üniversite boyunca yetkinlikler kazanmadan yan gelip yatan kişiler(Bu gruplar İşletme mezunlarının çoğunluğunu oluşturuyor) nitelikli iş gücü olarak hiç ama hiç sayılamaz. Ama bu durum, bilinçli ve isteyerek bu bölümü tercih ettikten sonra hedefleri ve hayalleri doğrultusunda İşletme eğitimiyle ihtiyaç duyulan donanımları kazanmak için gayret sarf eden gençlerin niteliksiz olduğu anlamına gelmez. Bu ikinci profile dahil olacak tercih dönemindeki gençlerin İşletme bölümünü tercih etmemesi için hiçbir sebep yok. 

Bu yazıyı okuyan ve İşletme tercih etmeyi düşünen sizlerin ikinci profildeki insanlar olduğunu varsayıp yazımı “İşletme tercihini yaparken dikkat etmem gerekenler” konusuyla devam ettiriyorum. 

İşletmeyi tercih edecek siz genç arkadaşların yukarıda bahsettiğim gerçeği unutmaması gerekiyor: Vizyonu olmayan ve bölümü öylesine açmış tabela üniversitelerinde İşletme okumanız size bir şey katmadığı gibi kariyerinizi de zora sokar. Ancak bunun aksine, vizyoner, yenilikçi ve nitelikli eğitim sunan ve kaynaklarını da bu eğitim için sarf eden üniversiteleri tercih etmeniz gerekiyor. 

İkinci olarak, seçeceğiniz bölüm İngilizce İşletme bölümü olmalıdırEğer bu mümkün değilse üniversite okurken İngilizce dilini muhakkak öğrenmeniz gerekir. Dünyanın evrildiği pozisyonda bugün iş dünyasında faaliyet gösterecek bireylerin İngilizceye ihtiyacı hiç olmadığı kadar fazla. Eğer hedefiniz yurt dışına açılmak, büyük ve köklü bir şirkette çalışmak ya da girişim kurup çapını büyütmek ise İngilizce hayati derecede gereklidir. Her zaman bir adım daha mesafe kat etmek istiyorsanız İngilizce sizin basamak atlamanız için temel gerekliliktir(ama tek gereklilik değildir). İngilizce size bilgi kaynağı ve kariyer fırsatları olarak sadece Türkçeye kıyasla birkaç kat daha geniş bir dünya sunar. Bu sebeple uzmanlık alanınız olacak İşletme bölümünü İngilizce eğitimle almanız sizin nitelikli bir iş gücü olmanızın en önemli kurallarındandır. Kısacası İngilizce olmadan olmaz. 

Üçüncü olarak, seçeceğiniz üniversitelerde akademik kadrosunda iş dünyasında tecrübesi olan öğretim üyelerinin olması önemlidir. Zira iş dünyası ile yakın bağları olan öğretim üyeleri hem size geniş bir network ağı sunar, hem de iş dünyasındaki tecrübeleri sayesinde piyasanın ihtiyaç duyduğu yetkinlikleri kazanacağınız biçimde sizi eğitir. Yine bu minvalde üniversitelerin de özel sektör ile irtibatı önemlidir. İş dünyasındaki geniş staj olanakları sunması bir İşletme bölümü öğrencisi için temel bir üniversite tercih kriteridir. Sizi alanınızda pratik adımlar atmak konusunda sunacağı rehberlik ve kaynaklarla teşvik eden üniversiteler her zaman daha önde gelir. 

Dördüncü olarak üniversitelerin yurt dışındaki üniversitelerle ve özel sektör üyeleriyle bağlantıları da oldukça önemlidir. Özellikle yurt dışında kariyer düşünenlerdenseniz kaliteli okullarla değişim anlaşması bulunan üniversiteler- bütün üniversitelerin değişim programları olduğu için iş birlikçi üniversitelerin kalitesi önemli bir kriter- tercih listenizde ön planda olmalıdır. Zira nitelikli üniversitelerde yapacağınız değişim programlarında o ülkelerdeki kariyer olanaklarına da sıklıkla rastlayıp bu olanakları değerlendirmek için adımlar atabilirsiniz. Bu sebeple bu özelliğe sahip iyi üniversiteler sizin için bir zıplama tahtası vazifesi görebilir. 

Bu listenin uzayıp gideceğini bildiğimden en önemli gördüğüm bu dört kriterle yetineyim. Şimdi biraz da ne yapmamanız gerektiğinden bahsedeyim:

1. Şimdiden gereksiz detayları düşünmeyin

Tercih döneminde gelen o üniversite okuma iştahı bizi bölümü okumanın detaylarına kadar her şeyi planlayıp tercihlerimizi buna göre yapmaya itiyor. Daha detaylı düşünerek hareket etmek iyi bir alışkanlık olsa dahi henüz üniversiteye adım atmamış biri olarak detaylara dair varacağınız kanılar genellikle doğru olmaz, çünkü bölümün içeriğini bilemezsiniz. Örneğin henüz üniversiteye girmeden “ben çap ya da yandal yapıcam” diye ortalıkta gezinen kişilerin tercihlerinde “çap ve yandal olanağı” sunan üniversiteleri tercih ettiklerini göreceksiniz. Burada iki yanılsama var: birincisi çap ve yandal yapmayı hedefleyen insanların iyimser olursam %1 bu hedeflerini gerçekleştirip çap ve yandal okumaktadır. İkincisi çap ve yan dal tercih sebebi olacak bir olanak değil, zira bütün üniversiteler bir şekilde çap ve yandal imkanı veriyor. Yani her yerde her halükarda olan bir şeyi detaylıca düşünmek ve tercih sebebi kılmak sizi yanlış tercihe götürebilir. İşin detaylarında boğulmayın, önemli olan kriter seçeceğiniz üniversitedeki İşletme bölümü sizi hayalinize götürecek donanımı sunup sunmadığı. Bunu düşünün ve yukarıda yazdığım kriterlere ve sizin için önemli olan diğer kriterlere göre tercihinizi yapın. 

2. İşletmenin gerektirdiği profilde değilseniz İşletme okumayın

İşletme, her karakterde insanın okuyup gelecekte başarılı olabileceği bir alan değil. Nitelikli İşletme öğrencileri monoton ve angarya işler yapmayıp, aksine iş geliştirme ve yönetme gibi sürekli hareketli, esnek ve yenilikçi olmayı gerektiren işlerde çalıştıklarından girişken ve strateji üzerine yeni fikirler bulmak isteyen profildeki gençlerin İşletmeyi tercih etmesi gerekir. Elbette İşletme çok geniş bir meslek portföyüne insan kaynağı sunuyor ve bunun içinde tekdüze iş tanımları da bulunuyor. Ancak nitelikli ve aranan bir İşletme mezunu, bahsettiğim iş hayatına uyum sağlayacak profilde olmalıdır. Değilseniz, işletme size sihirli kapılar açmayacaktır. 

İşletme, her karakterde insanın okuyup gelecekte başarılı olabileceği bir alan değil. Nitelikli İşletme öğrencileri monoton ve angarya işler yapmayıp, aksine iş geliştirme ve yönetme gibi sürekli hareketli, esnek ve yenilikçi olmayı gerektiren işlerde çalıştıklarından girişken ve strateji üzerine yeni fikirler bulmak isteyen profildeki gençlerin İşletmeyi tercih etmesi gerekir. Elbette İşletme çok geniş bir meslek portföyüne insan kaynağı sunuyor ve bunun içinde tekdüze iş tanımları da bulunuyor. Ancak nitelikli ve aranan bir İşletme mezunu, bahsettiğim iş hayatına uyum sağlayacak profilde olmalıdır. Değilseniz, işletme size sihirli kapılar açmayacaktır. 

Photo by Adeolu Eletu on Unsplash

Bu yazıyla birlikte İşletme nasıl bir bölümdür, hangi dersler vardır ve hangi işlerde çalışır gibi birçok kaynakta bulunan konulara değil; yanlış bilinen gerçekler, mantıksız düşünceler, mitler ve önyargılara değinip İşletme bölümünü okuyacağınız üniversiteyi tercih ederken göz önünde bulundurmanız gereken bazı kriterleri paylaşmak istedim. Şunu unutmayın, hayatta hiçbir zaman herkes için geçerli değişmez bir formül yoktur. Her insanın hayattaki başarısı, hayal ve hedeflerini ne kadar belirlediği ve bu yolda karşısına çıkan fırsatları ne kadar değerlendirdiğine bağlıdır. 

Leave a Reply