FikirGelişimİlhamYaşam

Kendinize Yıldızlar Kadar Uzak mısınız?

By 2 Eylül 2020 No Comments

İnsan, hayatının anlamını sorgular çoğu zaman. Bu anlamı, var oluşun çetin şartlarında sorgulamak yerine doğru eylemlerde bulunarak keşfetmemiz için birkaç faktörden ve doğru yaşam biçimini kazanabilme çabamızdan söz etmek istiyorum.

Gelişimimiz için vazgeçilmez olan rol modeller hayatımızın hemen hemen her yerinde yer almakta. Bu rol modellerimiz doğduğumuzda ebeveynlerimiz iken sonraki süreçte öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız ya da çoğunlukla sosyal medya fenomenleri olabiliyor. Aslında rol model edinmenin bizlere yansıması duygusallık olarak ortaya çıkıyor. Toplumla, sosyal çevremizle kurduğumuz duygusal bağ bizim üniversite tercihlerimizde ve hatta hayatımızdaki çoğu seçimimizde en önemli unsurlardan biri. Dolayısıyla duygusallık aslında bu ve benzeri süreçlerin hayati olduğunun bilincine varamamaktan kaynaklanmaktadır. Bu bilince erişememiş kişi yetişkinlikte de meslek hayatında da çok kolay olan bir tebessümü bile insanlardan esirgeyen, tabiri caizse suratı sirke satan bireyler olarak toplumda yer alıyor.

İşimizi şevkli yapma meselesi mesleğe uyumlu olma olgusundan doğmaktadır. Bu minvalde kişi önce kendini tanımalıdır. Peki bunu saptamak için neler yapmalıyız?

Photo by Aziz Acharki on Unsplash

Öncelikle herkesin önerebileceği ve şimdiye kadar mutlaka duymuş olduğunuz listeleme yöntemini kullanabilirsiniz. Kendi karakter özelliklerinizin, ilgi ve yeteneklerinizin yanında hedeflediğiniz mesleğin gerektirdiği özellikleri listelediğiniz zaman uyumu/uyumsuzluğu daha net fark edebileceksiniz.

İnsan kendini yalnızca insanda tanır. -Goethe

Ayrıca meslekten en az üç kişiyle görüşmenizi tavsiye ederim. En az üç kişi diyorum çünkü karşılaştığınız kişiler meslekle uyumlu veya mesleğe uyumsuz kişiler olabilir. Bunun farkını apaçık görebilmek adına kendi bakış açınız ile kıyaslayabildiğinizde kendi mizacınızın meslekle uyumunu ölçmüş olabileceksiniz diye düşünmekteyim.

Örneğin kaptanlık mesleğini düşünelim. Aylarca mavi yolculukta olmak sizin hayatınızı nasıl etkileyecek? Ya da polis olduğunuzda hayatınızda nelerin olamayacağının farkında mısınız?

Şu an tek başınıza yaşıyor olabilirsiniz fakat gözlerinizi kapatın ve 30 yıl sonrasına gözünüzü açtığınızı düşünün. Yeni bir aile kurmuş veya kurmamış olabilirsiniz fakat yaşam bir ekip işidir. Bu doğrultuda, bireysel sisteminize uyumlu bir şekilde geleceğinize yön vermekte fayda var.

Üçüncü bir seçenek olarak ise çalışma sahalarına mutlaka inmelisiniz. İş ortamını, mesleği uygulayacağınız alanı görüp gözlem yapmanız “Evet bu meslek tam benlikmiş” ya da “Hayır ben bu meslek için var olmadım” demenizi sağlayacaktır. Eğer iç sesiniz hayır dediyse korkmayın, hiçbir şey için geç değil. Öncelikle bunu fark etmiş biri olarak önünüz kesinlikle açık. Farkında ve bilinçli olmak her zaman birkaç adım önde olmaktır. Üniversite üçüncü sınıfta bölümü bırakan hatta bu farkındalığı hiç yaşayamayan bir sürü insan var. Hiç dava görmeden avukat olan, hiç klinik stajı yapmadan psikolog olan, tıpçı olması için çevresinden baskı gören ama kan görünce bayılan gençlerimiz var. Ve maalesef yol gösteren ve tecrübe paylaşan kimseleri yok.

Photo by Johannes Plenio on Unsplash

Değişim ve dönüşüm çağında olduğumuz için toplumun önü açık diye dem vurduğu x,y,z bölümleri diye bir şey aslında yok; ki çok isterseniz çoğu üniversite bu noktada yan dal ve çift ana dal olanakları sunmanın yanı sıra seçmeli olarak da ilgi alanlarınıza yönelik olduğunu düşündüğünüz dersleri seçebilirsiniz.

İş seçme, meslek sahibi olma ve işsiz kalmama noktasında bir diğer farkında olunması gereken etken ise değerlerimizdir. Ne uğruna ölürüz? Neyden vazgeçemeyiz? Hangi pire için yorgan yakarız? Bu soruların cevapları sizin bu hayattaki değerlerinizdir. Ve seçtiğiniz mesleği icra ederken içinde bulunduğunuz hayat düzeni cevaplarınızla örtüşüyorsa doğru yoldasınız demektir. Sonuçta mesleki hayatınızın süreğenlik arz etmesiyle birlikte bireysel sorumluluğunuzu ve geleceğinizin sorumluluğunu almak zorunda kalacaksınız. Kendi yaşamımızdan sorumluluk duymalı ve bunu kabullenmeliyiz. Birey oluşumuzun bireyselliği önemsenmelidir, ait oluşu değil. Karakter inşası, meslek seçimi, yaşam sınırları… İnsan, bunların hepsi içinde bulunulan bağlam ile birlikte bir sistemdir. Yani bir birey bir sistemdir aslında. Ve sen! Kendi kurduğun gelecekte, bu sistemin içinde “sen” olarak var olabilecek misin?

‘Ait olma’ ve ‘birey olma’ arasındaki denge her bir bireyin yaşam dansını oluşturur. -Doğan Cüceloğlu

Her şey gibi değerlerimiz de sabit değildir. Değişip, gelişirken konulduğunuz kabın şeklini almamak için, hayatınızın akıp gitmemesi için bahsettiğim yöntemleri kullanarak mikroskopla hem kendinize hem hedeflediğiniz mesleğe ve hatta dış dünyaya bakmalısınız.

İnsanoğlu bazı şeyleri yaşadıklarıyla idrak etmektedir. Belki biz de içimizde ne olduğunu henüz bilmiyoruz. Bu yüzden iş arama sürecine kadar kendimizi keşfetmek adına adımlar atmalıyız.

Kendinizin farkına varın, varabileceğiniz ortamı yaratın!

Esra BAKKALOĞLU

Leave a Reply