FikirGelişimİlham

Kitapların Zihnimizde Yer Etmesi için Nasıl Okumalıyız?

By 23 Eylül 2020 No Comments

Kitaplar hayatımızdaki öğrenme kaynaklarının başında geliyor. Okulda aldığımız eğitimin dışında hayata dair bilgi edinmek ve bakış açılarımızı zenginleştirmek için kitaplara başvuruyoruz. BİGENÇ Blog’ u okuyorsanız yüksek ihtimalle siz de kitaplara başvuranlardansınız. Bazılarımız çok sık kitap okuyup birkaç günde bir kitap bitiriyor. Bazılarımızsa gündelik hayatın yoğunluklarından dolayı birkaç haftada bir kitap bitiriyor. Okuma sıklığımız ne olursa olsun kitaplar bize önemli bir gelişim ve öğrenme fırsatı sunuyor. 

Kitap okumak bu derecede kıymetli olsa da kitapların bize sunduğu kıymetin ölçüsünü nasıl okuduğumuz belirliyor. Hiç şüphesiz ki kitabı okumak ve bitirme hissini yaşamak için okuyanların derinleşerek, kitabın içinde kaybolarak ve arada durup düşünerek okuyanlar kadar değer edinemeyeceklerinden eminiz. Binlerce satırı zihin süzgecinden geçirip zihin süzgecimizde takılan, bizde yankı uyandıran ya da bakış açılarımızı değiştiren cümleleri özümsemek kitabı kıymetli yapacak okuma biçimidir.

Yine eminim ki bu yazıyı okuyan siz de buna benzer bir okuma biçimiyle kitapları deviriyorsunuz. Kitabı okurken önemli yerlerin altını çiziyoruz.  Altını çizmek bize kitabı adeta işlediğimiz hissini sunuyor. Kitabı işleyerek önemli gördüğümüz yerlerin altını çiziyoruz ve bu sayede kitabı özümsediğimize ve gelecekte bu kitapları dönüp tekrar okuyacağımıza inanıyoruz. Ancak burada bir yanılgı var. Okuduğumuz kitapların neredeyse tamamına bir daha dönüp bakmıyoruz çünkü koşuşturma ve gürültüyle geçen hayatımızda bu kitapları tekrar elimize alıp sakince okuyacak zamanı ve fırsatı bulamıyoruz. 

Kitaplara dönüp bakma fırsatı bulamamamızın da büyük bir dert olmadığını düşünebilirsiniz. Ne de olsa, kitapları altını çizerek okuyup özümsediğimiz için hatırlayacağımızı varsayıyoruz. Burada durup kendimize soralım, altını çizdiğimiz yerleri hatırlıyor muyuz? Daha net bir soru yöneltelim kendimize: birkaç ay önceki okuduğumuz bir kitabı tekrar düşündüğümüzde aklımıza kitapta bulunan kaç cümle ya da fikir gelir?  

Louis adlı kişinin Pexels’daki fotoğrafı

Benim aklıma – ve benimle aynı deneyimi yaşadığına inandığım çoğunluğun aklına – 2-3 cümleden fazlası gelmiyor. Birkaç ay önce okuduğumuz kitaplarda altını çizdiğimiz cümlelerin neredeyse %95’ini çoktan unuttuk. Birkaç yıl geçtikten sonra bir cümleyi dahi muhtemelen hatırlamayacağız. Peki nerede yanlış yapıyoruz? Altını çize çize, kitap üzerine not ala ala okuduğumuz kitapları neden istediğimiz ölçüde dağarcığımıza geçiremiyoruz? 

Cevap çok basit: bahsettiğimiz biçimden ibaret kitap okuma biçimiyle istediğimiz ölçüde özümsememiz mümkün değil ancak bu yöntem de tamamen işe yaramaz değil. Kitabı okuma biçimimize yalnızca birkaç küçük adım ekleyerek çok daha etkili bir biçim oluşturarak istediğimiz verimi alabiliriz. Peki bu küçük adımlar nedir? Son zamanlarda uygulamaya başladığım bu adımlarla kendi deneyimimi aktarayım: 

Kitabı okurken hepimizin yaptığı gibi ben de önemli ve bende yankı uyandıran cümle ve fikirlerin altını çiziyorum. Ancak yalnızca vurucu cümlelerin altını çizmekle yetinmiyorum; kitabın ya da bölümlerin iskeletini oluşturan ana fikir ve yan fikirleri ve  temel örnekleri de not alıyorum. Akademik bir makale ya da metin okurken kullandığımız bu yöntem, kitabın bütüncül bir haritasını çıkarmakta oldukça işe yarıyor. Buna ek olarak, okurken altını çizdiğim kavram, fikir ve cümlelerle mevcut bilgi ve tecrübe birikimim arasında bağlantılar kurmaya çalışıyorum. Bu sayede hem yeni öğrendiklerimin bende bir karşılığı oluşuyor hem de mevcut birikimimin üzerine yeni fikirleri inşa etmiş oluyorum. Örneğin, gelişim alanında okuduğum bir kitapta disiplin ve çalışma kültürü üzerine not aldığım fikirler ile irade konusuyla alakalı önceden okuduğum çalışmalar arasında düşünsel bir bağlantı kuruyorum. Bu sayede hem irade konusunda bildiklerimi geliştiriyor hem de okuduklarımı bütüncül olarak özümseyebiliyorum.

Photo by Erol Ahmed on Unsplash

Düşünerek, bağlantı kurarak ve not olarak okuyup kitabı bitirdikten sonrasında bir adım daha bizi bekliyor. Kitapta son cümleyi okuduktan sonra kitabı kapatıp kitaplığımıza yerleştirirsek biraz önce bahsettiğim yöntem de istediğimiz ölçüde işe yaramayabilir. Bu noktada ben şu yolu izliyorum: kitabın son sayfası bittikten sonra kitabı kapatıp elimde tutuyorum ve birkaç dakikalık bir zihin tazeleme molası veriyorum. Zira okuduklarımı özümsemek ve onlarca sayfa okuduktan sonra kendime gelmek için birkaç dakikaya ihtiyaç duyuyorum. Bu moladan sonra kitabın ilk sayfasından başlayarak sayfaları hızlıca çevirerek göz gezdirmeye başlıyorum. Altını çizdiğim yerlerde durup tekrar okuyor ve bu sayede o bölümü hatırlıyorum. Kitabın ana hatlarını-fikirlerini, yankı uyandıran cümleleri tekrar okuyup kitabın sonuna geldikten sonra tüm kitap bütüncül bir biçimde zihnimde özetlenmiş oluyor. Ancak bu da yetmez, altı çizili yerleri okurken bana bu yerleri hatırlatacak anahtar kelime ve cümleleri kitabın en arkasındaki sayfaya, yoksa küçük boş bir kağıda liste halinde yazıyorum. Sonda kitabın adeta kavram haritası çıkmış oluyor ve birkaç ay geçtikten sonra tek sayfalık bu haritaya tekrar baktığımda kitaba dair birçok önemli detayı hatırlamış oluyorum. 

Siz de not alarak/altını çizerek kitap okuma deneyiminize bu iki adımı ekleyerek hem kitaptan çok daha fazlasını özümseyebilir hem de uzun zaman sonra dahi öğrendiklerinizi ve kazandıklarınızı hatırlayabilirsiniz.

Batıhan DİZDAROĞLU

Editör, BİGENÇ Blog


BİGENÇ Blog’ daki tüm yazılar yazarlarının görüşlerini içermektedir ve BİGENÇ Blog’ un editöryel politikasını yansıtmayabilir.

Leave a Reply