Eğitim

Her Yönüyle Psikoloji

By 3 Ağustos 2020 No Comments

Merhaba sevgili tercih yapacak dostum! Biliyorum kafan çok karışık, kafanda bir sürü soru oluştu. Bölümüne karar versen üniversite seçimin seni endişelendiriyor; üniversitene karar versen bölümün. Ama hiç merak etme, önce derin bir nefes al ve nefes ver sonra çevre baskısını şöyle bir kenara bırak. Kendi yeteneklerine ve isteklerine kulağını ver ve gel biraz konuşalım.

Ben Şule, Psikoloji bölümü mezunuyum ve bu yazımda biraz Psikoloji bölümü hakkında bilgi vermek istiyorum. Neden bu bölümü tercih ettim, bölümde ne umuyordum ne buldum, bu bölümü okuyunca ne olacağım, iş bulabilme olanağım ne; bunlar ve benzeri konular hakkında bütün soru işaretlerini gidermeye çalışacağım.

2015 yılında Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümünü tercihlerimin ilk sırasına yazmıştım ve istediğim bölüm ve üniversiteye yerleştim. Psikoloji benim ortaokul yıllarından beri istediğim ve hayal ettiğim bölümdü; bu yüzden de tercihlerime başka hiç bir bölümü yazmadım. Ama bölüme gittiğinizde “Hukuk istiyordum olmadı ben de Psikoloji yazdım” diyen insanlar ile karşılaşma olanağınız çok yüksek. TM okuyanlar için Hukuk ve Psikoloji popülaritesi yüksek olan bölümler. Peki Psikolojiyi neden okumalıyız? Bence sevmeden ve gerçekten istemeden okunamayacağını düşündüğüm bir meslek, her meslek gibi… Yani “aman avukat olamadım bari psikolog olayım” diye okunabilecek ve basite alınabilecek bir meslek değil bizim mesleğimiz. Çünkü yapacağınız iş sizin maddi manevi çok fazla emek vermeniz gereken bir bölüm ki buna ek siz bir de insanın ruh dünyasına giriyorsunuz bu meslek ile, o insanların dünyalarına da gerçekten istemeden girmeniz mümkün değil.

Maalesef  ki bir meslek yasamız olmadığı için herkesin müdahil olmasının kolay ve sömürmesine açık olduğu  bir bölüm. Bu yüzden çok fazla kişi ile mücadele etmeniz gerekecek. Yaşam koçları, nefes terapistleri, sahte psikologlar, manevi danışmanlar… Verdiğiniz her mücadeleyi ve yaptığınız her işi etik kurallar çerçevesinde yapmalısınız.  Şimdiden okuyacak arkadaşların bu konuda kendilerini hazırlamalarını tavsiye edebilirim:) Şuan maalesef ki bir de açık öğretim mevzusu gündemde, bu yüzden mesleğin geleceğini şuan net olarak bizler de göremiyoruz.

Psikoloji bir çok devlet üniversitesinde ve vakıf üniversitesinde bölümü bulunan dört yıllık lisans eğitimi ile tamamlayabileceğiniz bir bölüm. Lisan eğitimini tamamlayan tüm öğrenciler ‘Psikolog’ unvanını almaya hak kazanıyor. Dört yıllık lisans eğitiminde hangi dersler var, önce bundan başlayalım. İlk yıl tüm bölümlerde olduğu gibi Psikoloji için de bence alışma evresi, o yüzden ilk yıl Psikolojiye Giriş, Felsefe, Sosyoloji, Psikoloji Tarihi, Temel Biyoloji, Fizyoloji gibi zorunlu dersleriniz oluyor. İnsanı anlamak, onun tüm kimyasını anlayabilmek ile olabilecek bir şey; o yüzden de biyoloji ve düşünce sistemlerine hakim olmanız gerekiyor. Matematik sevmeyenler için kötü bir haberim var: ilk yıl zorunlu bir matematik dersiniz ve daha sonrasında da bir istatistik dersiniz olacak. Ama merak etmeyin bundan fazla sayısal ders ile meşgul olmuyorsunuz.

Daha sonraki yıllarda her dönem biraz daha ilerleyerek bölüme giriş yapıyorsunuz.  Burada temel dersler aynı olsa bile açılan seçmeli dersler üniversitelere göre fark ediyor. Kimi üniversiteler döneme beş ders koyarken kimi üniversiteler bu sayıyı yedi derse kadar arttırabiliyor. Buna da yazacağınız üniversitelerin müfredat durumuna bakarak ders içeriklerini görebilirsiniz. Bu daha sonra başka üniversiteye geçiş yapmak isterseniz de karşınıza çıkabilecek bir durum. AKTS farklarından dolayı aldığınız dersleri yeni geçiş yaptığınız okulda tekrar almanız gerekebiliyor.

Peki 240 AKTS yi tamamladınız ve artık 4 yıllık lisans eğitiminizin sonuna geldiniz ve Psikolog unvanını aldınız. Şimdi ne olacak, nerelerde işe başlayacaksınız? Türkiye’ de Psikolog diyince genelde sadece terapi yapabiliyormuşsunuz gibi genel bir algı var. Evet bu doğru ama Psikoloji aslında çalışma alanı anlamında çok geniş bir bölüm, bir sürü alt alanı mevcut. Klinik psikoloji, Gelişim Psikolojisi, Sosyal Psikoloji, Eğitim ve Okul Psikolojisi, Sağlık Psikoloji, Endüstri ve Örgüt Psikolojisi, Trafik Psikolojisi, Din Psikolojisi, Spor Psikolojisi, Deneysel Psikoloji, Nöropsikoloji, Havacılık Psikolojisi ve Politik Psikoloji bu alt alanlardan bazıları. Aslında bu 4 yıllık eğitiminiz içerisinde bu alt alanlardan hangisi ile çalışmak istediğinize karar vermeniz önemli. Çünkü Psikoloji bölümünde sadece dört yıllık lisans eğitiminizi tamamlamak ve daha sonrasında hemen çalışmaya başlamak çok mümkün değil.

Çalışmak istediğiniz alanı belirlemek ve bu alanda yüksek lisans programına başlamak, okul dışında da çalışmak istediğiniz bölümlerin eğitimlerini almak önemli. Mesela şöyle bir örnek vereyim: 1.sınıfta hoca size ne olmak istiyorsun diye sorduğunda sınıftakilerin %80’i klinik psikolog %10’ u  başka alan, %10’u da kararsızım der. Peki klinik psikolojiye bakalım. Klinik psikolog unvanını Klinik psikoloji yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra alabiliyorsunuz. Daha sonra terapist olmak için terapi yöntemlerinden en az 1 tanesinin eğitimini almanız gerekiyor. Eğitimler 1-2 günlük değil maalesef en az 6 aydan başlayarak 7 yıla kadar süren çok fazla eğitim mevcut. Tabii hepsini almak zorunda değilsiniz bu sizin terapist olarak benimsediğiniz ekole göre şekillenen ve almanız gereken eğitimler; ama bu eğitimleri okul dışında alacağınız için her eğitimin maddi kısmı farklı oluyor.

Mezun olur olmaz çalışabileceğimiz alanlara baktığımızda Psikoteknik merkezleri, Rehabilatsyon merkezleri, anaokulları, okullar, insan kaynakları birimi, belediyeler, hastaneler vb. devlet kurumları sıralanabilir ama devlet hastaneleri, adliyeler, belediyeler gibi devlet kurumlarında çalışmak için KPSS puanınızın olması ve atanmanız gerekiyor. Üzücü haber ise puanınızın biraz yüksek olması gerekiyor çünkü atamalar çok az. Bir haber daha vereyim: genelde devlet üniversiteleri Klinik Psikoloji yüksek lisans programı açmıyor; yani istediğiniz her devlet üniversitesinde bu programı bulup başvuramıyorsunuz. Bu bilgileri siz tercih yapacak öğrencilere vermek istedim çünkü ben kendi tercih dönemimde bu bilgilerin hiçbirine bir yerden ulaşamamıştım bunları bizzat bölüme girdikten sonra öğrenmiştim ve birçok arkadaşım da benimle aynı durumdaydı. Bence bir bölüm seçerken o bölümün bütün artı ve eksi yönlerini bilmemiz gerektiğini düşünüyorum.

O zaman biraz da bölümün güzel yönlerinden bahsedelim. Psikoloji hayatın çok içinden bir bölüm, bireyin olduğu her yerde çalışabildiğimiz o yüzden de hep çok canlı. Bol bol okuma yapmanız gereken bir bölüm sürekli aldığınız dersleri ek kaynaklar ile desteklemeniz gerekiyor, bol bol izlemeniz gerekiyor, analiz etmeniz gerekiyor. Bu durumlarda sizin çok fazla sosyalleşmenize imkan sağlıyor. Bence bölüm olarak okunması ders içeriği bakımından çok zor değil, bunu daha sayısal ağırlıklı bölümlere kıyasla söylüyorum. Çünkü bilgi + yoruma dayalı bir bölüm. Bilgi kısmını okuldaki derslerden çok rahat alabiliyorsunuz yorum kısmı ise tamamen size bağlı ve bu yönünüzü geliştirmek istiyorsanız bol okumalı,bol dinlemeli, bol izlemeli ve bol hayatın içinde kalmalısınız. Sadece kendinizi bölüm ile sınırlamamalısınız çok farklı alanlara girip çok farklı şeyler keşfetmelisiniz. Keşif ve merak duygusunun yüksek olduğu insanlar için bence harika bir bölüm. Ama naçizane tavsiyem keşfetmeye önce kendinizden başlayın. Kendinizi ne kadar çok keşfederseniz o kadar çok insanın dünyasını anlayabilirsiniz. Psikoloji’ de her zaman 2+2=4 değildir, her insanda farklı bir dünya keşfediyor olacaksınız. O yüzden de bu işlemin sonucu bazen 3, bazen 5, bazen de 10 edebilir. O yüzden kendini asla bir alanda sınırlama. Üniversite hayatında katılabildiğin kadar fazla etkinliğe, geziye katıl. Hayatın her alanına girip çık ki insanlar ile iletişim kurma becerilerin gelişsin.

Üniversite seçimi hem bu konuda önemli hem de akademik kadrosu ile önemli. Seçtiğin üniversitenin sana sunduğu imkanlara iyi bakmanı tavsiye ederim. Kulüp faaliyetleri, yaptıkları çalışmalar, üniversitenin o yıl çıkardığı yayınlar, yurt dışı imkanları ve en önemlisi akademik kadrosu. Çünkü Psikoloji’ de biraz usta çırak ilişkisi vardır. Hocanın sana kattığı tecrübe ve vizyon sana hayat boyunca ışık olacaktır. Aldığın bilgi kadar o bilgiyi kimin nasıl verdiği de çok önemli. O yüzden tercih yapacak olan arkadaşlarımızın üniversitelerini seçerken bu konulara önem vermeleri gerektiğini düşünüyorum.  Ama şunu sakın unutmayın herkesin yolu, kendine hastır. Dünyada senin yolun sadece senin için iyi çalışıyor olabilir. Kalbinin sesi, kendi yoluna güvenmen konusunda sana destek çıktığı müddetçe kulaklarını dışarıdaki seslere tıkamalısın.

Şule DOYAROĞLU

Leave a Reply