GelişimKültürYaşam

Bonjour! Yabancı Dil Üzerine

By 14 Ağustos 2020 No Comments

Bonjour dostlar! Hakkında birçok yorum yapılan, günümüzün olmazsa olması yabancı dil üzerine birkaç kelam edelim istedim. İlber Ortaylı “Dil en pahalı alettir. En önemli üretim aracıdır.” der ve ekler “Kullanabileceğiniz diller öğrenin.”

Peki dil nasıl en pahalı alettir, neden en pahalı üretim aracıdır ve doğru dili nasıl seçeriz? Bunun üzerinde biraz konuşalım.

Dil insanların, duygularını, düşüncelerini bildirmek için sözcükler ya da işaretler aracılığıyla yaptıkları anlaşma, öteki kişilerle iletişimi sağlayan ortamdır diyebiliriz. Yani dilimiz kendimizi ifade etmemiz için ihtiyacımız olan yegâne varlıktır. Peki global bir köy haline gelen günümüz dünyasında kendimizi ifade edebilmemiz için anadilimiz daima yeterli midir? Günümüzde dünyanın her yerine, her an ulaşım ve erişim sağlayabiliyoruz. Bu aynı zamanda onları anladığımız anlamına da gelebilir mi? Asıl önemli olan nokta işte tam da burası. Her gün ama her gün, yeni bir dünya haline gelen internet üzerinden yeni bilgiler ediniyoruz, şahit oluyoruz veyahut da maruz kalıyoruz. Fakat ne yazık ki bu kadar bilgi ve ‘şey’leri ifade etmek için kendi anadilimiz ya da diğer anadiller başlı başına yeterli olmayabiliyor. Farklı kültürler, farklı mekanlar, farklı yaşantılar, farklı alışkanlıklar, farklı folklor… Bu farklılıkların hepsi aynı yerde, soyut dünyamız olan internette buluşuyor. Ve bu şeyleri, kelimeleri bazen olduğu gibi kendi dilimize aktarıyoruz bazen de bizleştiriyoruz. Örneğin SELFIE. Selfie kelimesinin ne anlama geldiğini hepimiz hatta neredeyse tüm dünya bilmekte ve biz bu kelimeyi kendimizce öz çekim olarak bizleştirdik. Minimalizm, like, story, block, comment, avantaj, dezavantaj… Buraya kadar her şey basit görünüyor, peki ya bizleştiremediklerimiz? Bizleştirdiğimiz zaman kendiliğini kaybeden sözcükler için ne yapacağız? İşte bu durumda devreye yabancı dil giriyor. Dil bilmek.

Nasıl oluyor da dil bilmek bu kadar önemli ve hayati olabiliyor? Bunu sıkça duyduğumuz bir atasözü ile açıklayabiliriz: “Bir dil bir insan, iki dil iki insan.”

Dil bilmenin en güzel, en önemli yönlerinden birisi de dil öğrenirken o dilin kültürünü de öğrenmek. Çünkü dil kendisini oluşturan toplumdan, coğrafyadan bağımsız olamaz. Dolayısıyla dil öğrenirken, öğrendiğimiz dilin ait olduğu topraklara dair de birçok şey öğreniriz: onların tarihlerini, alışkanlıklarını, samimiyet ifadelerini, yaşam tarzlarını… Her şeyi… Belirli bir durumu nasıl ifade ettiklerine dair farklı bakış açılarına sahip olmak, farklı durumları farklı kelimelerle dillerle açıklamak; farklı düşünce yapılarını, ait oldukları/ yazıldıkları dillerden öğrenmek; farklı coğrafyaları görmeden hissetmek… Kendi küçük dünyamızın dışındaki başka dünyalar tanımak… Kelime haznenizi artırmak, bir durumu birden çok kelimeyle ifade edebilmenin verdiği özgüven… Ufkunuzu genişletip bilgileri kaynağından edinmek…Bizleştiremediğimiz sözcükleri öğrenip kendileştirmek… Reddedilemeyecek derecede bir güzelliktir bu.

Eğitim hayatında ve akabinde iş hayatında yabancı dilin önemi nedir?

Akademik hayatınız boyunca bilgiye farklı kaynaklardan erişme konusunda daha avantajlı bir duruma gelebilirsiniz. Yabancı dillerdeki dergi, makale, kitaplara ve bilimum kaynaklar aracılığıyla bilgiye daha kolay erişim sağlayabilirsiniz. Dünya çapında uluslararası değişim öğrencilerinin sayısı her yıl %10-15 arası arttığından; değişim programları ile farklı ülkelerde, farklı üniversitelerde, farklı öğretim üyelerinden dersler alabilir, yurtdışı seyahat ve eğitim konusunda tecrübeler edinebilirsiniz. Ülkenize gelen değişim öğrencileriyle kolaylıkla temas kurabilirsiniz. Yüksek lisans, doktora eğitimlerinizi de yurt dışında gerçekleştirebilirsiniz.

Günümüzde iş hayatının neredeyse her alanında; kurumlar, şirketler, büyük-küçük çaplı işletmeler dil becerilerini geliştirmiş insanlarla çalışmak isterler. İstatistikler de birden fazla dil bilenlerin diğer insanlardan daha kolay iş imkanına eriştikleri ve bunun devamında da gelir düzeylerinin eğitim seviyelerinden bağımsız olarak diğer çevrelerden daha yüksek olduğunu da göstermektedir. Bu bireyler yaşamlarına, hobilerini, kişisel gelişim çabalarını ve/veya uluslararası seyahatlerini hem dil bilme açısından hem de ekonomik açıdan daha kolay gerçekleştirirler. Aynı meslekten iki kişi arasındaki gelir farkı dil bilgisiyle doğru orantılıdır. Dil bilen hem kendini daha hızlı ve farklı geliştirebilir. Örneğin, Frankofon bir ülkede görevlendirilecek, Fransızca bilen bir diplomat ile bilmeyen diplomatın temsil yetisi arasında bir uçurum vardır. Fransızca bilen bir diplomat, uluslararası arenada ülkesini hakkıyla savunabilecekken, bilmeyen bir diplomat basit bir aktör olmaktan öteye geçemez. Hazır sözü açılmışken, Fransızca eğitim alan bir öğrenci olarak da Fransızcadan bahsetmemek olmaz. Fransızca dünya üzerinde yaklaşık 30 ülkede resmi dil olarak ve genelde de 54 ülkede yaklaşık 200 milyon insan Fransızca konuşmaktadır. Kanada, İsviçre, Lüksemburg, Belçika bunlardan bazılarıdır.

Ayrıca Fransızca diplomaside, uluslararası organizasyonlarda ve kurumlarda kullanılan temel diller arasındadır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, NATO, UNESCO, Interpol, Avrupa Adalet Divanı da bu kurum ve organizasyonlardan bazılarıdır.

Fransızca bizlere pek aşina olmadığımız bir dil gibi gelse de 19. ve 20. yüzyıl dünya düşünce tarihine yön vermiş bir uygarlığın temsil eden bir dildir. Bahsettiğim bu dönemlerde de Osmanlı Devleti sosyal, hukuki, siyasi, askeri yenilikleri yaparken de Fransızlardan fazlasıyla etkilenmiş ve bu yenilikler yapılırken de birçok sözcüğü de kendi diline geçirmiştir. Örnek verecek olursak apartman (appartement), avukat (avocat), diplomasi (diplomatie), parti (partie), büro (bureau), bisiklet (bcyclette), jandarma (gendermarie), okul (école), parlamento (parlement) vb örnekler sıralayabiliriz.

Günümüzün olmazsa olmazı dil bilmeye dair sizlere bilgilerimi ve tecrübelerimi aktarmaya gayret ettim. Sağlıklar, esenlikler ve güzel bir hayat dileklerimle…

Furkan Darıcı

Leave a Reply