Gezi/SerüvenKültürYaşam

Yaşayan Tarih Adatepe’den Yaşayan Mitoloji Zeus’a

By 2 Eylül 2020 No Comments

Dağ taş dere tepe aşarsınız ve yolun sonunda bambaşka bir kapı açılır ya hani, ülkemiz nadide güzelliklerinden bir köşe sunar bizlere. Bu nadide güzellikleri göz alıcı kılan geçmiş yıllara dayanan tarihi elbet. İşte uğruna kilometrelerce yol gidilebilecek olan taş mimarisiyle turistleri kendine hayran bırakan bu efsanevi güzellik Adatepe Köyü. Çanakkale Ayvacık’a bağlı olan bu köy Kaz Dağları’nda (mitolojik adı İda) yer almaktadır. 

Geçmişi antik çağlara kadar uzanan bu köyde Türkler ve Rumlar birlikte yaşamaktaymış. Ünlü ozan Homeros’un İlyada destanında “Gargaros” olarak adlandırılan tarihi köy, Truva, Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşımaktadır.

Kurtuluş Savaşı dönemlerinden sonra nüfus mübadelesinin gerçekleşmesiyle Rumlar Yunanistan’a dönmüş ve köyde çoğunlukla Türkler kalmıştır. Çoğu unutulmaya yüz tutmuş terkedilmiş köyler gibi bu köyde çok bakımsızken 1980 yılından sonra gönüllü insanlar tarafından kendi imkanlarıyla restore edilmiş ve sahip çıkılmıştır. Özellikle 1989 yılında köyün sit alanı ilan edilmesinden sonra mevcut mimarisi korunmuş olup köyün Selçuklu mimarisiyle yapılmış tarihi camiisi ve Taş Mektep’i bulunmaktadır.

Benim de bu yaz gidip gezip görme fırsatı bulduğum bu köyde tamamen Rum ve Türk mimarisine uygun taş evler bulunmaktadır. Kaz Dağları’ndaki çoğu köy gibi Adatepe Köyü de dış tehlikelerden korunma amaçlı denizden görülemeyecek şekilde dağın arka tarafına kurulmuştur. Zeytin ağaçlarının gölgesinde taş evleri, Arnavut kaldırımlı sokakları ve ahşap pencereleri ile geleni eli boş yollamayan, hayran bırakan bir coğrafyadır kendisi.

Adatepe Köyü sit alanı ilan edildikten sonra yönetmenlerin, dizi ve film sektörünün ilgisini de üzerine çekmiştir. Doğal bir set haline gelen köyde Senden Bana Kalan, Devlerin Öcü, Kuyucaklı Yusuf ve İpekçe filmleri; Yılan Hikayesi ve Karadağlar TV dizileri; Anadolu’ nun Kadın Erenleri belgeseli çekilmiştir. Son olarak köy TRT’ de yayımlanan “Seddülbahir 32 Saat” adlı diziye ev sahipliği yaptığı için köy halkı hem tanınırlık hem  de ekonomi açısından oldukça mutlu olduğunu belirtmektedir. Çünkü benim de gördüğüm kadarıyla köylü, geçimini zeytincilikten ve kümes hayvancılığından geçimini sağlamaktadır. Köyün yapısı bozulmadıkça insanlardan daha çok ilgi gördüğü, daha çok dizi film sektörünün dikkatini çektiği bilinmektedir. Bu durum butik oteller tarafından da olumlu karşılanmaktadır. İlk çekilen film 1967 yılında Devlerin Öcü adlı film olmuş ve sonrasında Tanju Korel, Danyal Topatan, Murat Soydan gibi dönemin ünlü isimleri köye ilgi göstermiştir. Karadağlar dizisiyle Erdal Özyağcılar, Seddülbahir 32 Saat filmiyle İbrahim Çelikkol köyün tanıtımında rol almış olup köy halkı da bu ünlü isimleri evlatları gibi benimsediğini belirtmektedir. 1980 yılından sonra Turgut Özal’ın köyü keşfettiği ve köy halkının köylerini dünyada bozulmamış, altyapısı bulunan bir yer olarak tanımladıkları bilinmektedir. Sonuçta köyün kerameti yaşayan efsane olmasındadır.

Seddülbahir 32 Saat filmi

İlk çağlardan itibaren krallar ve tanrıların keşif noktası olan Zeus Altarı’da Adatepe Köyü’nün yanıındaki patika yolun sonunda doğal bir kaya anıtı olarak bulunmaktadır. Alman Heinrich Schliemann ve arkeolog Judeich yaptıkları kazılar sonucu Zeus Altarı’nı ortaya çıkarmışlardır.

“Tanrıların ve insanların babası atları durdurup koşumdan çıkardı ve üstlerine kalın bir buğu yaydı. Ondan sonra, şanına mağrur, yapayalnız tepeye geçip oturdu: Oradan Troyalıların sitesine ve Akhalıların gemilerine uzun uzun seyirci kaldı.” -İliada

Altarın mitolojik yanına gelecek olursak… Çok tanrılı eski uygarlıklarda önemli olaylardan önce ve sonra mabetlerde işler iyi ve yolunda gitsin diye adaklar adanır, tanrılara hediyeler sunulurmuş. İşte Zeus Altarı da adını bilinen en güçlü tanrı olan yani tanrıların tanrısı olan Zeus’ tan almıştır. Mitolojik efsaneye göre Zeus’un Troya Savaşı’nı burada izlediği söylenmektedir, tabii eşi olan Hera ile birlikte. Adatepe Köyü’nden Zeus Altarı’ na ilerlerken zeytin ağaçlarının yerini çam ağaçlarına bıraktığı bu harika ortamda efsaneye göre Zeus’ un Hera’ ya burada aşık olduğu söylenmektedir.

Midilli’ yi ve Edremit Körfezi’ ni doyasıya izleyebileceğiniz bu bölgeyle ilgili sözlerimi İlyada Destanı’ndan alıntılar paylaşarak bitirmek istiyorum:

…Ama o Zeus’u da görüyordu çok pınarlı İda’nın en yüksek doruğunda,

Görünce de korku kaplıyordu yüreğini…

… Hera dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna,

İda’nın en yüksek tepesiydi bu…

***

“ Zeus koştu arabaya iki atını,

Uçup giden, tunç ayaklı, altın yeleli.

Altınlar kuşandı kendisi de,

Aldı işlenmiş altın kamçısının,

Bindi arabaya, şaklattı sürdü,

Toprakla yıldızlı gök arasında

Uçtu atlar seve seve.

Vardılar hayvanların anası, kaynağı bol İda’ya,

Gargaron’daydı Zeus’un tapınağı, kokulu sunağı.

İnsanların, tanrıların babası durdurdu atları.

Çözüp sardı koyu bir dumanla,

Göz kamaştıran çalımıyla oturdu doruğuna,

Troia’yı, Akhaların gemilerini süzdü.”

Kaynakça:

Leave a Reply