BaşarıİlhamKariyer

Yeni Nesil Yöneticiler: Chief Ethics Officer

By 13 Temmuz 2020 No Comments
Batıhan Dizdaroğlu
batihandizdaroglu.com
CEO olmak kulağa havalı geliyor olabilir. Her halükarda şirketin C-level olarak adlandırılan  üst düzey/senior yönetiminde bulunursunuz. Ama bir CEO ile karşılaştığınızda ya da tanıştığınızda ona şu soruyu sorun: Chief Executive Officer mı yoksa Chief ETHICS Officer mı?
Biliyorum, Türkiye’ de bu soruya verilecek yanıt muhtemelen 99.9% şirket için aynıdır. Ancak günümüzde dünyanın en büyük/başarılı şirketleri için bu durum hızla değişiyor çünkü Etik Müdürlüğü dediğimiz Chief Ethics Officer pozisyonu yönetim kurullarında hızla yerini almaya başladı. Bu sebeple gelecek 10 ya da 20 yılda Türkiye’ de de oldukça yaygın olarak rastlayacağımız Chief Ethics Officerlar olacak,  kendinizi buna hazırlayın. Bugün olmasa da gelecekte belki bir Chief Ethics Officer’ a rastlarsınız, veyahut onlardan birisi siz olursunuz 🙂
Bu yazıda küresel iş dünyasında hızla yaygınlaşan bu iş tanımını anlatacağım. Ancak Etik Müdürünün görevinin ne olduğuna geçmeden önce, okuyucular arasında etiğin, hatta daha dar kapsamda iş etiği(business ethics) nin tam olarak ne anlama geldiğini bilmeyenler olabileceğinden kısa bir tanımla temelden başlamak istiyorum.
Etik, birey ya da kurumların davranışlarını şekillendiren ahlaki kurallar bütünü olarak özetlenebilir. İş etiği ise, şirketler/kurumların operasyon ve kararlarında ön plana çıkan ahlaki kurallardır. Aslında bireysel etikten çok da ayıramayağımız iş etiğinin konusu, kurum ve şirketlerin görevleri, rolleri; toplum, endüstri ve iş dünyasındaki pozisyonları ve etkileşimde olduğu insan ve kurumlar ile alakalı ortaya çıkan ikilemleri ve sorunları çözme konusunda şirketlere rehberlik eden  disiplindir. Örneğin, endüsriyel cam üreticisi bir şirketin üretim, operasyon ve kurum içi süreçlerinde çalışanlarına, müşterilerine ve çevreye olan sorumlulukları ve bu şirketin etkisinin doğruluğunun değerlendirilmesi iş etiğinin kapsamındadır.
Özellikle işletme disiplininde öğrenim gören ya da çalışanların oldukça aşina olduğu İş Etiği konusunu uzun uzadıya anlatmak şüphesiz bu yazıyı amacından saptıracaktır. İnternette bu alanda sayısız kaynak bulunuyor, herkese şiddetle bu alan üzerine araştırma yapmayı tavsiye ederim.
Peki etik ya da iş etiği konusu bugün neden daha da fazla duyulur ve tartışılır oldu? Bunun apaçık bir cevabı var: Sanayi devrimiyle  üstel(exponential) olarak büyüyen küresel üretim artık bir noktada toplumlara, doğal kaynaklara ve gezegene göz ardı edilemeyecek ölçüde zarar vermeye başladı. Endüstriyel üretimin ilk dönemlerinde toplumlar ve şirketler için ilk hedef, mali açıdan karşılanabilir ürünler üretmek iken teknoloji ve üretime dair gelişmeler verimliliği radikal ölçüde arttırmaktaydı. Her geçen gün daha da verimli olan endüstriler, üretim maliyetini minimize etmeyi başarmıştı. Ancak bu başarının kaynağı yalnızca verimlilik değildi, maliyeti arttıracak hassasiyetlerden kaçınmak karşılanabilir fiyatların diğer bir kaynağıydı.
Kademeli olarak artan çevresel ve toplumsal bilinç ve endüstrilerin giderek daha da belirginleşen olumsuz etkileri insanları şirketlerin aktivitelerini  ve rollerini sorgulamaya itmişti. Küreselleşmenin getirdiği olumsuzluk sonuçlarından birisi olan gelir adaletsizliği de bu şirketlerin görevlerinin topluma karşı sorumluluklarına yenilerini ekledi. Gelinen son durumda şirketler faaliyetlerinin toplum, gezegen ve ekosisteme karşı daha da hesap verilebilir olması gerektiğinin bilincine vardılar, varmayanlar da müşteri ve endüstrilerin gösterdiği reaksiyonlarla bu bilinci kazanmaya başladılar. Tüm bu gelişmeler, iş etiği disiplinini iş dünyasının merkezine taşımış oldu.
Uzun lafın kısası, etik bugün şirketler için belki de rekabet ya da kârlılık kadar hayati bir konu. Maalesef ülkemizden daha da önce bilinçlenen gelişmiş ülkelerin bir çoğu etik konusunda proaktif bir pozisyon almaya başladı. Hükümetler iş ve endüstri mevzuatlarını şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi değerler doğrultusunda sıkılaştırmaya, şirketler de kurum içi etik kurulları kurarak etik konusunu mizyon- vizyon, kurum değerleri ve davranış kodları(code of conduct) na eklemlendirmeye başladılar. Sayısız şirket ve kurum etik konusuna bu kadar önem atfederken yalnızca çok az sayıda şirket bu zihniyeti bir adım ileriye götürdü ve etik konusunu yönetim kuruluna taşıdı. Bu az sayıdaki şirket, Chief Ethic Officer- Etik Müdürleri istihdam ederek oldukça vizyoner yaklaşım sergileyebildi. Zira böyle bir yaklaşım, şirketi yalnızca günümüzün etik problemlerine ve konularına göre düzenlemekten demek değil, şirketin faaliyetlerinin merkezine etik konusunu yerleştirmek demekti. Bunun anlamı şu: sadece bugün karşılaştığımız sorunlarıyla baş etmede değil, gelecekte ortaya çıkacak inovasyonların yürütülmesi ve yönetilmesinde de  etik disiplini kritik rol oynayacak.
Etik Müdürleri tam olarak yukarıda bahsettiğim bu yaklaşımın şirketlerde benimsenmesi ve kurum kültürüne yedirilmesi sorumluluğuna sahipler. Şirketin bünyesindeki tüm çalışan ve yöneticilerin kurumca benimsenen etik yaklaşımını rehber edinmesini ve bu yaklaşımla tutarlı davranış sergilemesini sağlamayı amaçlayan Etik Müdürleri, ayrıca yönetim kurulunun alacağı kararlarda ortaya çıkacak potansiyel etik sorunlarının, insan, çevre ve gezegen üçlüsünün bu kararlardan nasıl etkileneceğinin tespiti yaparak, yönetim kuruluna bir nevi danışman görevi görmektedirler. Ayrıca, Etik Müdürler üst düzey yönetimde bulunmanın bir sonucu olarak yönetimsel adımların etik açısından doğru olarak atılması noktasında da karar alıcılar arasında bulunmaktadır. Bu hak/otorite , etik konusunun bir tavsiyenin ötesine taşınarak bir zorunluluk olarak kılınmasını sağlamaktadır.
Kısacası, Etik Müdürleri, bir şirketteki ahlaki değerlerin, yüksek ölçüde sorumlu kararların, şeffaflığın ve hesap verilebilirliğin teminatıdır. Etik Müdürleri, tabiri caizse bir şirketin vicdanının sesinin vücut bulmuş halidir.

Leave a Reply